BlueDreamsand1Cloud
On bir yıl önce, o kapkara kazanın enkazında sadece bir aile ölmedi; bir çocuk, kardeşinin elini o boşlukta kaybetti.
Aras için İstanbul, on bir yıldır sokak sokak çekilen bir tespih, her köşe başında aranan bir çehreydi. Genç bir ömrün tüm sabahları, gri bir yurdun ranzalarında, o küçük elin sıcaklığını unutmamak için edilen yeminlerle geçti.
Ta ki o tekinsiz, adsız mektup yatağına düşene dek...
Şimdi arkada bırakılan koskoca bir şehir, avuçta sımsıkı tutulan bir parça kağıt ve İstanbul'un gri ayazından, Ege'nin o kör edici, beyaz evlerine uzanan amansız bir sızı.
"Dalgalar onu güneye fırlattı, Aras. Beyaz evlerin gölgesine bak."
Bir abinin kefaret yürüyüşü başlıyor. Geçmişin susturulan çığlığı, begonvillerin ardında bekliyordu.