akbabaozanfcz
Nesillerdir süregelen bir nefretin, toprağı kanla suladığı bir coğrafyada; Furtuna ve Koçari aileleri birbirine ebedi bir kinle mühürlenmiştir. Ancak kaderin cilvesi, bu karanlık nehrin akışını değiştirecek bir kıvılcımı ateşler: Henüz 16 yaşındaki Şerif Furtuna, en büyük düşmanı Adil Koçari'nin ablası Müjgan'a gönlünü kaptırır. Bu, sadece bir aşk değil; ölüme yazılmış bir davetiyedir.
Gizli kuytularda yeşeren bu sevda, dünyaya masum bir kız çocuğu bırakır. Fakat o gece, ayın bile yüzünü sakladığı o uğursuz saatlerde Müjgan, bir can verirken kendi canından olur. Şerif'e ise gerçeğin sadece kanlı bir yalanı ulaşır: Müjgan'ın bu yasak sevda yüzünden ailesi tarafından katledildiği söylenir. Şerif için artık gökyüzü hep karanlık, deniz hep hırçındır. Kalbindeki o saf çocuk ölmüş, yerine ruhunu intikamın isine bulamış bir adam gelmiştir.
Yıllar sonra Şerif, düşmanını kalbinden sökmek için geri döner. Hedefi, Adil Koçari'nin dünyası olan, uğruna canını verebileceği Esme Er'dir. Şerif'in planı bir hançer gibi keskindir: Esme'yi Adil'den koparacak, onu kendisine mecbur edecek ve bu düğünle Koçari soyunun onurunu yerle bir edecektir. Şerif için Esme, sadece bir zafer takıdır; Adil'e ödettirilecek en ağır bedeldir.
Gönül Yarası ve Büyük Yüzleşme
Ancak Şerif'in intikamla örülü duvarları, Esme'nin bakışlarındaki o tanıdık hüzünle çatlamaya başlar. Planında olmayan, pusulasını şaşırtan o yasak duygu, intikam ateşini söndürmeye yeltenen bir fırtınaya dönüşür: Yeniden, ama bu kez daha yakıcı bir aşk.
Şimdi Karadeniz'in hırçın dalgaları bir soruyu fısıldıyor:
"Geçmişin hayaletleri mi galip gelecek, yoksa intikamın küllerinden doğan bu yeni yangın mı?"
Şerif bir yanda hiç bilmediği, bir yerlerde nefes alan kızının özlemiyle, diğer yanda nefret etmesi gereken kadına duyduğu o sar