rozamsii
Bazı insanlar hayata bir kez yenilir.
Bazıları ise her düştüğünde yeniden ayağa kalkmak zorunda kalır.
Zühre'nin hikâyesi, Mezopotamya'nın kadim topraklarında başlar. Daha dünyaya gözlerini açtığı gün, kader onun için çetin bir yol hazırlamıştır.
Çocukluğunun masum yıllarında tattığı bir kayıp, hayatını geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirecektir. Henüz yaşının taşıyamayacağı acılarla tanışacak, bir gün içinde büyümek zorunda kalacaktır. Çocuk kalbiyle anlamlandıramadığı yokluklar değil, eksik kalan sesler ve bir daha geri gelmeyecek insanlar olacaktır onu yaralayan.
Yıllar geçtikçe Zühre büyüyecek...
Ama bazı acılar onunla birlikte büyüyecektir.
Her şeye rağmen yaşamayı, ayakta kalmayı öğrenecektir.
Tam hayatın yüzüne ilk kez umutla bakmaya başladığı günlerde ise kalbi aşkla tanışacaktır. Sevdiği adamda huzuru bulduğunu sanacak. Onunla birlikte yeni bir hayat kuracak. Fakat kader, Zühre'nin karşısına bir kez daha çıkacaktır.
Çünkü bazı hikâyelerde mutlu son, düğünle başlamaz.
Asıl sınav o kapı kapandıktan sonra başlar.
Evliliğinde karşılaştığı zorluklar, üst üste gelen hayat yükleri, kırılan hayaller ve vermek zorunda kaldığı mücadele onu yeniden kendi gücüyle baş başa bırakacaktır.
Bir yanda sevdiği adam... Bir yanda hayatın acımasız gerçekleri... Bir yanda vazgeçmek isteyen yorgun kalbi... Diğer yanda ise ayakta kalmaya çalışan güçlü bir kadın...
Zühre, bazen gözyaşlarını kimse görmesin diye gecelere saklayacak. Bazen bir tebessümün ardına koca bir kırgınlığı gizleyecek. Bazen de herkes bitti sandığında yeniden doğrulacak.
Bu roman; kayıpların insan ruhunda açtığı yarayı, hayata tutunmanın gücünü ve bir kadının kendi küllerinden defalarca doğuşunu anlatıyor.
Çünkü bazı kadınlar güçlü doğmaz. Hayat onları güçlü olmak zorunda bırakır. Ve Zühre... Ha