Merveyim
"Bazı savaşlar mahkeme salonlarında değil, karanlıkta verilir."
"Özür dilerim, daha önce gelmediğim için o acılara katlandığın için özür dilerim."
Sesindeki mahcubiyet, kollarının sıkılığında hissediliyordu. Sanki beni değil de, geçmişi tutuyordu. Bu sarılış, kalbimdeki yaraları tamamen kapatmasa da, kanamalarını durduracakmış gibi bir his bıraktı.
Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Senin bir suçun yoktu ki," diyerek fısıldadım. Sesim, kendi kulaklarımda bile yabancı geliyordu.
Saçıma ard arda öpücük koyarak beni kendinden ayırdı. Yüzünü yüzüme eğerek ıslak gözlerime öpücük kondurdu. "Hepsinin hesabını ödeyecekler, " sesi tehditkar ve soğuk çıkmıştı. Bu bir teselli değildi; bir vaatti. Ve bu vaat, benim için değil, bana dokunan herkes içindi.
Alnımı alnına yasladı. Nefeslerimiz birbirine karıştı."Bir daha kimse sana bunu yaşatamayacak," dedi alçak bir sesle. "Buna izin vermem."
O geceden sonra dediklerini yapmıştı. Efnan'ın başına gelenlerin hesabını sormak için karanlık dünyasında adaletini kendi yöntemleriyle dağıttı.