Hivoland
Oyun arkadaşım tarafından daha çoçukken öldürülmeye çalıştım ve ne karma ki kader bizi 20 yıl sonra bir araya getirdi, şimdi elimdeki silahı ona mı kendime mi doğrultacaktım?
_______________
"En son böyle cümleler kurduğunda ikimizin de nerede olduğunu hatırlatmam mı gerekiyor sana?" Güldüm, yine güldüm ve canım yanmıyormuş gibi yine güldüm. Soner bu sözleri ettikten sonra gitmişti benden. Yüzüme bakmamış, gidiyorum dememişti. Acıyla gülümsedim, "Unutun mu Soner, bizim masalımız olacak dedin, söylesene ben neden acınası bir romanın başrolü oldum?"
Telefonun diğer ucunda bir sessizlik oluşmasını istedim, ne bileyim vicdan azabı çeksin, çekip gitsin istedim. Ama susmadı, Soner o gün kafamın içindeki sanrılar gibi susmadı. "Seni yazmak uğruna mürekkebim fazlaydı kısa bir masala sığdırmaktan çok, seni anlatan uzun bir hikâyeyi makul gördüm."
Doluştu yine aklıma o anılar, yavaş yavaş gözyaşlarımın yanaklarımı ıslattığını hissettim. Konu Soner olunca, basit bir şey olmasa bile gözyaşlarım benden müsaade istemeden akıp gidiyordu. "Ben acı çektiğim bir roman isteseydim kendi kanımla sayfalar yazardım zaten, Soner."
Size yemin ediyorum, şimdilerde bu satırları kim okuyor bilmiyorum, ama günü geldiğinde bana öyle şeyler yaşatacaklar ki ben de kendi kanımı mürekkep niyetinde kullanacağım, o gün bilinki cehennemim olduğu sürece cehennem olurum, yandığım sürece de yakarım.
| • Kurgu tamamen bana aittir, iftiralarınızı kendinize saklayın.