alyacihan47
"O, bir bedene hayat; bir kalbe nefes, bir ruha merhem oldu. "
Alya, hayatının en sessiz yerinde, kimsenin bilmediği yaralarıyla yaşamayı öğrenmiş genç bir kadındı. İnsanlardan uzak duruyor, kendine ördüğü duvarların ardında yalnızca hayatta kalmaya çalışıyordu.
Cihan Albora ise hayatı boyunca kontrolü elinde tutmaya alışmış, güçlü, otoriter ve kimseye kolay kolay boyun eğmeyen bir adamdı. Ta ki hayatını hiç tanımadığı bir kadının verdiği bir böbreğe borçlu kalana kadar...
Alya'nın kim olduğunu bilmiyordu.
Yüzünü hiç görmemişti.
Ama göğsünde taşıdığı o yabancı hayat, ona her nefeste aynı soruyu hatırlatıyordu:
"Kimdi bu kadın? "
Alya ise kendinden verdiği parçanın, bir gün hayatının karşısına çıkacağını bilmiyordu.
İki yabancı, aynı hayatın iki ucunda birbirlerinden habersiz yürürken kader onları hiç beklemedikleri bir yerde karşılaştıracaktı.
"Çünkü bazen bir insanın hayatına girmeden önce, hayatında bir iz bırakması gerekir.
O, bir bedene hayat; bir kalbe nefes, bir ruha merhem oldu. "
"Birbirlerine ait olduklarını anlamaları için önce birbirlerinden bir parça taşımaları gerekti."
Peki bir insan, hiç tanımadığı birine verdiği parçayı geri isteyebilir miydi?
Ya da bazı bağlar, insan daha farkına varmadan çoktan kurulmuşsa?