Myuniverse1_
- Reads 1,455
- Votes 112
- Parts 6
...Pusat, beklemeden Miraç'ı belinden kavrayıp sertçe kendine çekti. Miraç, aradaki mesafeyi açmak için ellerini adamın göğsüne koyup itmeye çalıştı. "Bırak beni," diye mırıldandı sesi titreyerek.
Pusat geri adım atmadı; aksine, başını Miraç'ın boynuna gömdü. Sıcak ve ağır nefesi Miraç'ın tenini yakarken fısıldadı:
"- Rahat dur. Kaçacak bir yerin yok."
Miraç'ın bedeni kaskatı kesilmişti. Pusat, genç çocuğun boynuna, ardından çene hattına kısa ve yavaş öpücükler kondurdu. Miraç'ın titremesi artınca Pusat geri çekilip ellerini onun omuzlarına koydu, sarsılmaz bir güçle onu sabitledi.
"- Sakinleş artık. Titremeyi kes," dedi sesi bu kez daha komut verir bir tonla.
Pusat, Miraç'ın yüzünü ellerinin arasına alıp onu doğrudan gözlerinin içine bakmaya zorladı. Miraç, gözlerindeki korkuyu gizlemeye çalışarak başını yana çevirmek istedi ama Pusat izin vermedi. Miraç, son bir dirençle dişlerini sıkarak konuştu:
"- Ne zamana kadar böyle devam edecek? Bırak artık beni, yeter."
Pusat'ın dudaklarında karanlık bir tebessüm belirdi. Başparmağıyla Miraç'ın dudağını sertçe okşadı.
"- Seni bırakmak mı? Sen hala anlamamışsın Miraç. Sen benim yarattığım bu dünyanın tek gerçeğisin. Ve ben, bana ait olanı asla başkasına vermem."
Bazı anlaşmalar kâğıt üzerinde yapılmaz.
Miraç, cam fanusların içinde büyümüş ama hiçbir zaman o dünyaya ait hissetmemiş genç bir çocuktu. Paranın, itibarın ve suskunlukların hüküm sürdüğü bir ailede, en güvendiği şey babasının varlığıydı. Ta ki bir iflas, bir ortaklık ve adı karanlıkla anılan bir adam her şeyi geri dönülmez biçimde değiştirene kadar.
Pusat...
Soğukkanlı, hesapçı ve tehlikeli.
Bir şirketi kurtarmak için masaya oturur; ama gözleri, hisselerden çok daha kıymetli bir "mücevhere" takılır.