Besiktasyildizi
İnsan bazen bir sesi hayatı boyunca unutur sanır. Oysa bazı sesler unutulmaz; sadece geri çekilir, susar ve doğru zamanı bekler.
Akça, çocukluğunu bir köyün yamaçlarında, çam kokusu ve yağmur sesleri arasında bırakmıştı. Babasının kaybıyla başlayan bu yolculuk, onu istemediği bir sessizliğe sürüklemiş; kendi sesini bile saklamayı öğrenmişti. Ta ki Emirhan'la karşılaşana kadar...
Emirhan ise iyi niyetinin her şeyi düzelteceğine inanan bir çocuktu. Akça'nın türkü söylediği anlarda hissettiği hayranlık, onun farkında olmadan en büyük hatasına dönüşecekti. Bir anlık gurur, bir iyi niyet denemesi... ve kırılan bir güven.
Yıllar geçtikçe yollar ayrıldı. Sesler sustu. Çocukluk geride kaldı.
Ama bazı şeyler geride kalmaz.
Akça, içindeki kırgınlığı büyüterek sessizliğe sığındı. Emirhan ise söyleyemediği bir özrün ağırlığını yıllarca taşıdı. Biri unutmayı seçti, diğeri hatırlamayı...
Ve hayat, onları yeniden aynı noktada buluşturduğunda artık hiçbir şey çocukluk kadar basit değildi.
"Sada", bir sesin yayılışını, bir sözün kırılışını ve iki insan arasında yarım kalan bir hikâyenin yankısını anlatıyor. Bazen en güçlü şey, söylenen değil; söylenemeyendir.
Bir ses, bir söz ve geri dönmeyen bir güvenin hikâyesi.
(11/6/2026 4:5ÖÖ)