ssaelia
- Reads 792
- Votes 90
- Parts 11
Herkesin Tanrı'dan bir iz taşıdığı bu dünyada insanlar; ruhlarının kaderini ele veren, derilerinin altında yansıyan sembollerle doğar.
Ancak Kaira'nın kaderi, daha doğduğu gün bir tehdit ilan edildi.
Çünkü Kaira, bir sembolle değil; gerçeğini yalnızca Tanrı'nın bildiği kadim bir mühürle hayata tutunmuştu.
Yüzyıllar önce Tanrı'nın kurduğu düzen ilk kez sarsıldığında, ruhu "kusurlu" sayılan insanlar felaketin kaynağı ilan edildi. Onlar; sembolleri okunamayan Aithralardan başkası değildi. Rivayetlere göre Aithra olanlar cehennemin bekçisiyle anlaşma yaptı ve dünya ikiye bölündü.
Sembolleri kusursuz doğan Ithralardan, daha güçlü doğan kusurlu Aithralar dünyaya büyük bir yıkım getirdi.
Yıkımdan sonra Aithra doğanları gören olmadı...
Kaira ise iki topluluğa da ait olmayan bir ruh taşıyordu. Saklanmayı, susmayı ve görünmez olmayı öğrendi. Çünkü bu dünyada farklı olan ya gizlenirdi ya da yok edilirdi.
İnsanların şeytan sandığı Kaira, ruhunda kusur arayanlara cehennemi vaat etti.
Onu gölgeye itenler, neyi uyandırdıklarını henüz bilmiyordu.
Aydınlığın hükmettiğini iddia eden bu düzende; lordlar, leydiler ve kutsal semboller arasında yürüyen dünya, göründüğü kadar masum değildi.
Ve Kaira...
O ne aydınlığa aitti ne de karanlığa.
O, ikisinin arasındaki çatlağın ta kendisiydi.
Düşmüş Melek: Bir Yanılgının Doğuşu
Ruhların yalanlarla dans ettiği, iyiliğin kirlenmiş olduğu ve karanlığın bazen tek sığınak hâline geldiği bir dünyanın hikâyesi.