noaz55
- Reads 858
- Votes 461
- Parts 12
"Bazı dikişler sökülmek için atılır, bazı hayatlar ise enkazdan yeniden doğmak için yıkılır."
Alara Yılmaz için hayat, kendi elleriyle diktiği o kusursuz elbiselerden ibaretti. Yetimhanenin soğuk duvarları arasında kurduğu hayaller, podyumun parıltılı ışıklarıyla gerçeğe dönüşmüştü. Başarmıştı; o artık kimsesiz bir kız çocuğu değil, modanın yeni kraliçesiydi. Kalbinin altında taşıdığı mucize ise, yıllardır özlemini çektiği o sıcak yuvanın ilk müjdesiydi.
Ancak kader, en sağlam ilmikleri bile sökebilecek kadar beklenmedikti.
Tek bir gece, bir ihanetin gölgesinde Alara'nın dünyası sarsıldı. İnandığı gelecek bir yalanın kurbanı olurken, asıl sarsıcı gerçek bir hastane koridorunda yankılandı: "Bebeğin babası, sandığınız adam değil."
Hastanenin kapıları büyük bir gürültüyle açıldığında, içeriye sadece bir adam değil; sarsılmaz bir gücün sahibi girdi. Pars Soyer. Şehirleri inşa eden, soyadını bir mühür gibi taşıyan ve bakışlarıyla fırtınayı dindiren adam.
Şimdi bir yanda geçmişin küllerinden sıyrılıp bebeği için dimdik duran bir kadın; diğer yanda ise yabancısı olduğu bir duyguyla, babalıkla ve koruma içgüdüsüyle tanışan bir adam...
İki yabancı, bir büyük hata ve masum bir canın etrafında örülen devasa bir bağ.
Bu, sadece bir karşılaşma değil; kimsesiz bir kadının kök salma hikayesi ve bir adamın "Soyer" zırhının altındaki şefkati keşfedişidir.
"Tanıştığımıza memnun oldum mafya bozuntusu Pars Soyer. Ben de senin kusursuzca kabullendiğin o hatayım."