bendenizzeyiniz
- Reads 204
- Votes 53
- Parts 15
"Bazı aşklar vatan için feda edilir, bazıları ise bir hırs uğruna ateşe verilir."
Yedi yıl önce, Polis Akademisi'nin koridorlarında yankılanan iki isim vardı: Gökçe Hilal Aladağlı ve Yağız Mert Çağlayan.
'Aladağlı' ve 'Emirdağlı'...
Birbirlerine sadece kalplerini değil, her tatbikat ve eğitim operasyonunda sırtlarını da vermişlerdi.
Her şeyin başladığı ve bittiği o gece; hayatlarını birleştirmek yerine, bir ihanetin ifşasıyla sarsıldı aşkları.
Hilal, bembeyaz elbisesiyle çamurlar içinde kalırken; Mert, hırsının karanlığına hapsoldu.
O gün, sevdalı bakışların yerini mermiden daha keskin bir nefret aldı.
Ancak bazı yaralar yedi yıl değil, yetmiş yıl geçse de kabuk bağlamazdı.
Gürkan Başkomiser'in kurduğu özel harekat polislerinden oluşan 'SANCAK TİMİ', bu iki ezeli düşmanı aynı namlunun ucunda yeniden buluşturuyor.
Mert, hâlâ o günkü "ihanetin" öfkesini korurken; Hilal, sevdiği adamın gözlerindeki o eski bakışı arıyor.
İhanetin kokusu timin en derinlerine kadar sızmışken; bu iki yaralı ruhun aralarındaki nefret onları bir arada mı tutacak, yoksa ilk çatışmada birbirlerini mi yok edecekler?
Geçmişin külleri savrulurken, "Mavi Sirenler" bu kez sadece suçlular için değil, sönen bir aşkın yası için çalıyor.
En başında da söylendiği gibi;
"İhanet kahpedeyse, adalet namludadır."
Ama bazen en büyük ihanet, en güvendiğinin gözlerindedir...