Evim 🫠❤️
4 stories
Kádéré Kurban  by lavinya_kokum
lavinya_kokum
  • WpView
    Reads 191
  • WpVote
    Votes 29
  • WpPart
    Parts 4
Alnına yazılan kaderden kaçamazsın derler... Ya o kaderi en güzel haliyle yaşarsın, ya da o kaderin en acımasız kurbanı olursun" Agâh onu yavaşça bıraktı ama elleri hâlâ kızın kollarındaydı. Sanki bıraksa o yeşil gözler bir daha hiç karşısına çıkmayacak, bu an bir rüya gibi dağılıp gidecekti. Hafızasının en tozlu raflarından biri aniden parladı; bu gözler, çocukluğunda Diyarbakır'ın o tozlu ve kanlı sokaklarında ağlarken gördüğü o bir çift göze ne kadar da çok benziyordu... "Sizi daha önce bir yerde görmüş olabilir miyim?" dedi Agâh, sesi bir tını kadar alçak ama bir o kadar sorgulayıcıydı. Genç kız, duyduğu bu soruyla birlikte bir an duraksadı. Yeşil gözlerinde hem bir korku hem de bir savunma mekanizması belirdi. Agâh'ın o heybetli ve sert duruşundan çekinse de geri adım atmadı. "Nerede göreceksin sen beni be adam?" dedi, sesindeki o hafif ürkekliğe rağmen dik bir tonda. Agâh'ın ellerinden sıyrıldığı gibi adeta bir gölge gibi kalabalığın arasına karıştı. Agâh,kızın hızla uzaklaşmasını izlerken ayaklarının dibinde, kaldırımın üzerinde parlayan bir şey fark etti. Eğilip eline aldığında, az önce dükkanda usta tarafından kıza teslim edilen o kolyeyi buldu. Kolyenin ortasındaki kocaman zümrüt taşı, tıpkı kızın gözleri gibi derin ve büyüleyici bir yeşille parlıyordu. Kızın bu aceleci ve kaçar gibi gidişi, içindeki o "tanıdıklık" hissini daha da kuvvetlendirmişti.
Savcı & Yüzbaşı  by lavinya_kokum
lavinya_kokum
  • WpView
    Reads 30,612
  • WpVote
    Votes 1,359
  • WpPart
    Parts 37
Alp Yiğit'in yüzündeki askeri ifade, beni görür görmez anlık bir şokla çatladı. Gözleri, benim gözlerimdeki dehşetle buluştu. Oda, Adliye, beş yıl... her şey kayboldu. Sadece o ve ben kalmıştık. Kalbimin göğüs kafesimi zorladığını hissediyordum. Ama o an, yıllar içinde edindiğim savcılık disiplini devreye girdi. Bana ihanet eden adama bile olsa, zayıflık göstermemeyi öğrenmiştim. Nefesimi yavaşça dışarı verdim. Yüzümdeki şok ifadesini, saniyenin onda biri hızında, nötr ve profesyonel bir ifadeyle değiştirdim. Albay, aramızdaki buz gibi sessizliğin farkına varmadan, omuzlarında rütbeleri parlayan adama döndü. "Buyurun Yüzbaşım," dedi Albay, neşeyle. "Tam zamanında geldiniz. Savcı Hanım' da bizi bekliyordu." Albay, bana dönüp Alp Yiğit'i resmen tanıttı. Sesi, ismini söylediğinde sanki bir tokat gibi yüzümde patladı "Sayın Savcım Amira Naz. Tanıştırayım. Casusluk soruşturmasında TSK Özel Kuvvetler ekibinin başına amcanız Tufan Albay tarafından özel olarak görevlendirilen kişi Yüzbaşı Alp Yiğit Tunga."