Ciciyim_0
'ölmüşüm.
galiba, dündü.
bu gün de ola bilir.
bilmiyorum, ölmüşüm işte.'
Kuş ve Güneş'in hikayesi.
Bir kuşun sevgiden,umuttan bi' haber yaşadığı bir dünyada,ilk kez gözüne sevile bilecek kadar güzel,bakamaya kıyılamayacak kadar parlak bir güneş doğmuş.
Bu güneş o kadar sevilmek için müsait görünmüş ki gözüne, herşeyinden vazgeçmeyi bile göze almış onu sevmek için.
O parlak güneşi bir kerecik bile olsa görmek, parlak ışıklarına bir kez dokunmak için uçmuş. Sonsuza dek sürse bile bir gün kavuşma umudu ile uçmuş. Ona engel olan aya,inci tanesi gibi yıldızlara,en güzelinden bulutlara rağmen uçmuş.
Ne güçten düşen kanatları,ne de onu her gün bir az daha terk eden gücü görünmüş gözüne. O sonsuz bir umut ile uşarken,güneş sadece izlemiş. Ne gide bilmiş ona sonsuz bir umutla bağlı olan aşkına,ne de vazgeçebilmiş ondan.
Kuş hâlâ umut ediyordu. Her gün güneşin doğuşu ile kanat çırpıyor,ancak her defasında yenilgi ile yüzleşiyordu.Bu umut sonsuzdu. Ancak bu sonsuzluk onlara mutluluk değil,sonsuz bir ızdırap getirecekti.
Bu aşkın masumu kimdi,şeytanı kimdi? Yoksa,zihinlerinde kendi şarkılarının ahengi ile dans eden şeytan ve melek miydi hatalı? Onların şeytanı ve meleği bile bir birine aşıkken,onlar hatalı mıydı?
Onlarınki,saf bir aşktan uzak,zehirli bir aşktı. İşte o aşk işlemişti usul usul ruhlarına. İşte o aşk kör etmişti gözlerini. İşte o aşk bir birilerinin,bir birlerini büyüleyen kokularından başka koku aldırmıyordu onalara. İşte o aşk açmıyordu kollarını başka ruhlara. İşte o aşk onaları bir birine muhtaç etmişti. Ne gide biliyorlardı bir birilerinden,ne kala biliyorlardı.
Bu hikayenin sonunda kavuşabilecek miydiler ki? Bu hikayenin bir sonu olacak mı?