denizdekidalgalar
Dünya, kurşun kalemle çizilmiş geçici heveslerin yeriydi; oysa onun sınırları her zaman tükenmez kalemle çekilmişti. Silinmeye mahkum yalanlara yer yoktu bu hayatta. Özellikle de adına "aşk" dedikleri o en bilindik efsaneye...
Derin için hayat, soğuk bir ceset dosyasını incelemek kadar net ve mesafeliydi. Duygular sadece zihnin bir oyunuydu, ta ki o geceye kadar. Bir yanda babasının adalet dağıtan gölgesi, diğer yanda küfürden nefret eden ama varlığıyla tüm kuralları altüst eden bir adam: Uluğ.
Bir kaçışın ortasında, nefeslerin birbirine karıştığı o dar alanda, sadece kimlikler değil, sırlar da birbirine dolanıyor. Rüzgar'ın Begüm'e bakışındaki o çözülemeyen düğüm ve bir cinayet mahallinden daha karanlık olan aile bağları...
"Aşk sadece bir yalan, ama sevda... Sevda unutulmaz olandır."
Gerçek bir katilin soğukkanlılığıyla, bir adamın vicdanı arasında kalan o ince çizgide; sırlar açığa çıkmaya başladığında kim masum kalabilir?
Kader, bazen en nefret ettiğin insanın kokusunda gizlidir. Ve bazı hikayeler, sadece noktalarla değil, saklanan gerçeklerle yazılır.