Mavela
Ölüm gerçekten bir son mu?
Yoksa insan aklının anlam veremediği bir eşiğe verdiği isim mi?
Yüz yıl önce dünya, sessiz bir salgınla yarıya kadar yok oldu. İnsanlar acı çekmeden, çığlık atmadan, sadece gözlerini kapatarak öldü. Ve kırkıncı gece... mezarlar açıldı.
Ölüler geri döndü.
Onlarla birlikte gelen şey umut değildi; bilinmezlikti. Dirilenlerin bedenlerinde beliren işaretler, içlerinde hapsolmuş bir gücün mührüydü.
Bu güç bazılarını neredeyse sıradan bırakırken, bazılarını tehlikeli kılıyordu. Dünya onları kabul etti... ama asla güvenmedi.
Baş karakter böyle bir dünyada büyüdü. Ölümden dönmüş bir annenin güçlü iradesi ve gücünü neredeyse tamamen kaybetmiş bir babanın sessizliği arasında.
Fakat onun içindeki şey farklıydı.
Onun gücü sadece bir yetenek değildi; bir kapıydı. Ve o kapının ardında, insanlığın yüz yıl önce görmezden geldiği bir gerçek yatıyordu.
Bazen en korkutucu şey ölmek değildir.
Bazen asıl korku, geri döndüğünde neye dönüştüğündür.