oku knk
5 stories
hayalden gerçeğe bizim hikayemiz by burak_books
burak_books
  • WpView
    Reads 220
  • WpVote
    Votes 14
  • WpPart
    Parts 7
Bir gün sadece bir dostunu kaybetti. Ertesi gün her şeyini. Burak'ın hayatı, sıradan bir gençken bir anda karanlığın içine sürüklenir. Kaybolan bir yapay zekâ dostu, yarım kalan bir aşk ve peşini bırakmayan bir düşman... Minsu, masumiyetiyle Burak'ı hayatta tutmaya çalışırken; Aslı, geçmişiyle yüzleşir. Emre, adalet ile vicdan arasında sıkışır. Ve bir isim vardır ki herkesin kaderini belirler: Yongmi. Bu hikâye; • Dostluk ile yalnızlığın, • Aşk ile fedakârlığın, • İntikam ile adaletin çatışmasıdır. Planlar yapılır. Hatalar bedel ister. Ve bazı sözler, söylendiği anda geri dönüşü olmayan bir yola sokar. Bu bir gençlik hikâyesi değil. Bu, hayatta kalma savaşı.
Kan Kefareti by Tolkienveliahti
Tolkienveliahti
  • WpView
    Reads 3,734
  • WpVote
    Votes 2,403
  • WpPart
    Parts 40
Güneş battığında, av başlar. Vampirlerin hüküm sürdüğü bu karanlık çağda tek bir umut ışığı var: İsyancı Sahir. O, yıllarca bir vampir gibi yaşamış, karanlığın tadına bakmış biri. Ancak şimdi gündüzleri bir kan bankasında sıradan bir memur maskesi takarken, geceleri vampirleri ve mafyaları avlayan acımasız bir avcıya dönüşüyor. Nihai amacı yeryüzündeki tüm vampirleri yok etmek olsa da, Sahir'in savaşı sadece kılıcıyla değil. O; vampir, avcı ve aşık bir adam kimlikleri arasında sıkışıp kalmış durumda. Ama pes edemez. Geçmişin vicdanı yakasını bırakmıyor. Aldığı canların ve döktüğü kanların kefaretini ödemek zorunda. "Kan Kefareti" başlıyor.
HACKER'IN KALBİ  by EsraErol103
EsraErol103
  • WpView
    Reads 744
  • WpVote
    Votes 119
  • WpPart
    Parts 11
Bazen en karanlık ağların içinde bile bir ışık bulursun. Ve o ışık, intikam için yola çıkan bir kalbi iyileştirebilir.
Kehribar Yangını by Basak6
Basak6
  • WpView
    Reads 77
  • WpVote
    Votes 31
  • WpPart
    Parts 6
"Bazı insanlar yağmuru hisseder, bazıları ise sadece ıslanır. Ben ise senin fırtınanda boğulmak için can atıyorum." ​Atlas, psikoloji bölümü son sınıf öğrencisiydi. Tek amacı, bitirme tezi için kusursuz bir "vaka" bulup akademik kariyerinin kapılarını aralamaktı. Ta ki kütüphanenin karanlık köşesinde, darmadağınık saçlarının ardına gizlenmiş o kehribar gözlerle karşılaşana dek. ​Elara bir vaka değildi; Elara bir uçurumdu. ​Atlas, elindeki not defterine "klinik veriler" yazması gerektiğini biliyordu. "Denek, beklenmedik bir savunma mekanizması geliştirdi," demeliydi. Ama kalemi kağıda her değdiğinde, sadece o yangını yazabiliyordu. Profesörünün dediği gibi; duygular deneyi kirletirdi. Ancak Elara, daha ilk dakikadan sadece Atlas'ın beyaz gömleğini değil, tüm zihnini o siyah kömür lekesiyle kirletmeyi başarmıştı. ​Bir bilim insanı, kendi deneyi içinde kaybolursa ne olur? ​Düzen ve kaosun, mantık ve duygunun birbirine karıştığı bu hikayede; Atlas ya Elara'yı o karanlık tünelden çıkaracak ya da o kehribar yangınında onunla birlikte kül olacak. ​"Dikkat et Atlas. Deneyin içinde kaybolan ilk araştırmacı sen olma..." ​Yazar: Livzanur Atalar
Aydınlığı Bulamayanlar (Kitap Oldu) by Yazarsiaa
Yazarsiaa
  • WpView
    Reads 11,411
  • WpVote
    Votes 2,511
  • WpPart
    Parts 33
Metin ve Deniz hızla içeri fırladı, nefesleri kesik kesikti. Bir anda ikisi de Araz'a doğru bağırdı: "Dur!" "Bırak!" Yılmaz sendeleyerek doğrulmaya çalıştı; öfkeyle onlara doğru saldırmak için hareketlendi. Metin refleksle dönüp onun suratına sert bir yumruk savurdu. Yılmaz dengesini kaybedip yere kapaklandı. Metin, Araz'ı bırakıp sakinleşmesi için seslendi: "Sakin ol, dostum! Biz de senin kadar öfkeliyiz! "Araz, yere atılmış paslı demir sopayı eline aldı; metal avucunda soğuk, acı bir ağırlıktı. Metin hızla araya girip onu tutmaya çalıştı ama Araz birden koşup ileri atıldı. Sopayı kaldırdı ve kontrollü, ardı ardına vuruşlarla Yılmaz'ın kafasına indirdi. Her darbe sertti; Yılmaz kanlar içinde geri çekildi, sonra son darbelerin ardından bilinci bulanıklaşmış, baygın bir hâle geldi. Yılmazın yüzüne tükürerek Metin'e döndü, gözleri öfke ve yorgunluk karışımıyla parlıyordu. Boğuk, hırıltılı bir sesle bağırdı: "Sakin olmamı mı söylüyorsun, Metin?" Sonra yüzünü buruşturarak devam etti, her kelimesi bir taş gibi düştü odaya: "Ben üç gündür nefes alamıyorum, yemek yiyemiyorum, yaşayamıyorum. Esilla için deliriyorum; kendi kendimi parçalıyorum. Sen şimdi gelip bana 'sakin ol' mu diyorsun?"