Karşılıklı Okur K Vote
2 stories
Müfr-ü Cefa | TÖRE by _hissizyazar
_hissizyazar
  • WpView
    Reads 2,592
  • WpVote
    Votes 516
  • WpPart
    Parts 32
"Gidiyorum," dedim, burnumu çekerek. Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim; ona belli etmemeye çalıştım. "Git," dedi düz bir sesle. Vazgeçmiş gibiydi... Benden, bizden, bize dair her şeyden. "Bir daha asla dönmeyeceğim buralara," dedim. Mavilerinin içine bakarken dudaklarım titriyordu. Ağlıyordum. O ise bu hâlime hüzünle bakıyordu. Gözlerinden bin türlü duygu geçiyordu ama yüzü sertti. Kendini tutuyordu. Belliydi; çoktan kararını vermişti. "Dönme," dedi keskin bir sesle. Boğazıma bir yumru oturdu. Konuşamadım. Sadece baktım... Ve ilk kez, gerçekten kaybettiğimizi anladım. "Seni hiç özlemeyeceğim!" dedim. Sözlerim dudaklarımdan çıkarken bile yalandı ama ona acı vermesini istedim. Bana baktı. Gözlerinde kırgınlık vardı; öyle derin, öyle sessizti ki insanın içini parçalayan cinsten. "Özleme," dedi. Ama Biranda beni kendine çekip öyle bir sarıldı. Sarılışı her şeyi yakıp kül ediyordu. Beni öyle sıkı sardı ki, sanki bırakırsa yok olacağımı biliyordu. Gitmemi istemiyordu. Belli edemiyordu. Ama bedeninin titremesi ele veriyordu onu. "Affetmeyeceğim de!" dedim. Kollarım ona daha da kenetlendi. Gözyaşlarım göğsünü ıslatıyordu. Son kez kokusunu içime çektiğimi iliklerime kadar hissediyordum. Burnumun direği sızladı. Bu, onun içimde bıraktığı son izdi. "Affetme," dedi. Sesi sertti ama öfkesi bana değil, çaresizliğeydi. Bizi buna mecbur bırakan her şeye... Ve biraz da bana. O da affetmeyecekti. Kendini de, beni de. "Artık sevmeyeceğim!" dedim. Acım o kadar büyüktü ki, onu sevdiğimi inkâr ederek itiraf etmiştim. Dudaklarının kenarı titredi. Öpücükleri saçlarımda dolaşırken boğazından kopan o kırık sesle- "Sevme," dedi. İkimiz de yanıyorduk. Aynı ateşin içindeydik. Ama o, kül olmayı sessizce öğrenmişti. Son kez baktım yüzüne. Bu kez gerçekten sondu. * * * MÜHR-Ü CEFA ismindeki ilk Wattpad kitabıdır.
kalbine sırlarını gömdüm  by lavinyst2
lavinyst2
  • WpView
    Reads 703
  • WpVote
    Votes 448
  • WpPart
    Parts 8
Hayatım bir tarlaydı; ekilen tek şey keder, biçilen tek şey yalnızlıktı." ​Hakkari'nin taşlı, ıssız bir köyünde, 24 yaşındaki Rojda, ailesinin dört duvar arasında hapsettiği, sesi duyulmayan bir gölgeydi. Ortaokulun son zili onun için özgürlüğün değil, bitmek bilmeyen ev işlerinin ve hor görülmenin başlangıcı oldu. Ailesinin gözünde o, okul kitaplarına değil, mutfak önlüğüne mahkûm bir hizmetçiydi. Kaderi, doğduğu topraklara sıkışıp kalmış, umutları küle dönmüştü. ​Ta ki o güne kadar... ​Köyün sakinliğini bozan, resmi kıyafetleri içindeki bir grup asker, kapı kapı dolaşıp sorular sormaya başladığında, Rojda'nın hayatının akışı geri dönülmez bir şekilde değişti. O an, bir askerin keskin, esmer gözleri, ailesinin sorgulandığı avluda, boynu bükük duran Rojda'ya takıldı. ​Bu bakış, sadece bir karşılaşma değildi; ezilmiş bir ruhun duvarlarını yıkan, kalbine sakladığı tüm sırları açığa çıkarmaya hazırlanan bir kıvılcımdı. Asker, Rojda'nın çaresizliğinde bir masumiyet, Rojda ise onun varlığında adını bilmediği bir umudu görüyordu...