erentargaryen
𝐁𝐈𝐑 𝐒𝐎𝐕𝐀𝐋𝐘𝐄𝐍𝐈𝐍 𝐒𝐎𝐍 𝐘𝐄𝐌𝐈𝐍𝐈...
Yıllar boyunca karla örtülmüş, karanlığını karla saklayan bir krallık. Sisle örtülü kuleleri, bitmeyen geceleri, kanla yazılmış bir tarihi.
Duskholm Krallığı'nda şövalyelik yapmak bir ünvan veya başarı değildir. Bir lanettir. Kılıcı eline, zırhı üstüne bağlar. İraden yerini birkaç kilo çeliğe bırakır. Kralına sadık, kılıcına bağlı.
Bir çocuk doğar... Ailesiyle mutlu mesut yaşamak, okuyup öğrenmek, oyunlar oynamak için. Bir çocuğun temel hakkıdır bunlar. Lakin uzak kasabaların birinde, bir çocuk vardı.
Eline oyuncak değil, kılıç verilen...
Yanına aile değil, silahlı adamlar yerleştirilen...
Işık saçan değil, karanlıkta kaybolan bir çocuk...
Lucius SALVATORE...
Tarih kitapları her zaman onun adını yazdı. Her sokakta, her insanın ağzında onun adı geçti. Savaş alanına girdiği vakit kazanan taraf çoktan belli hale gelirdi.
Tarih başarıları yazar. Tarih ünvanı yazar. Tarih sadece bir şeyi yazmaz.
Acılar.
Bir yemin etti kralına. Onun kılıcı olacağına, diyarı savunacağına.
Kılıcını ona adadı, kalbini krallığına bağladı.
Ama kılıcı ondan her şeyini aldı. Kendi benliğini bile.
Bu hikaye yalnızca bir kahramanın yükselişi değil.
Bir kılıcın kırılıp parçalanışı,
Bir adamın karanlıkta kayboluşu,
Ve... bir adamın aydınlığın ta kendisi oluşu.