Yazarsiaa
- LECTURAS 2,107
- Votos 427
- Partes 16
Telefonuma baktım; saat neredeyse ikiye geliyordu. Babamdan hâlâ ne bir arama ne de bir mesaj vardı. Tam o an, sessizliği yırtarcasına telefon çalmaya başladı. Ekranda "Babam" yazıyordu. Hiç düşünmeden açtım.
"Alo? Baba, neredesin? Seni çok merak ettim... Baba?"
Ama karşıdan gelen ses babama ait değildi. Soğukkanlı, ama belli belirsiz aceleci bir adam sesiydi:
"Alo, merhabalar. Mara Hanım'la mı görüşüyorum?"
Bir an nefesim titredi. Bu kadın da kimdi?
"Evet, benim. Siz kimsiniz?"
Kadın derin bir nefes alıp sakin bir tonla konuştu:
"Öncelikle sakin olun... Ben babanızın doktoruyum."
Sözleri beynimde bir anda çarpıştı.
"Ne? Ne doktoru? Babama ne oldu? Neredesiniz?"
"Mara Hanım, lütfen biraz sakin olmaya çalış-"
"Ne sakinliği? Ne oldu babama, söyleyin!"
Kadın sesi biraz daha netleşti:
"Ben Doktor Serkan. Babanız bir trafik kazası geçirdi. Şu anda hastanedeyiz. Durumu... iyi. Endişelenmeyin, size haber vermem gerekiyordu."
O an dünya ayaklarımın altından çekildi. "Durumu iyi" demişti ama ya iyi değilse? Ya bir şey olursa? Babam... benim her şeyimdi. Onu kaybetme ihtimalini düşünmek bile içimi paramparça ediyordu.
Telefondan tekrar ses geldi:
"Mara Hanım, orada mısınız?"
Sesim titredi, boğazım düğümlendi:
"E-evet... buradayım. Geliyorum. Hemen geliyorum."
Telefonu kapattım. Ellerim titriyordu, nefesim düzensizdi. Bir anlığına dünyam kararmış gibi hissettim... ama tek bildiğim, babama ulaşmam gerektiğiydi.