liya32 adlı kullanıcının Okuma Listesi
2 stories
Aşk-ı Lâyezâl by Isabelliaaa
Isabelliaaa
  • WpView
    Reads 352,260
  • WpVote
    Votes 14,262
  • WpPart
    Parts 41
İki farklı dağ, iki ayrı aşiret... Birinde yatağa mahkûm bir adam: Mirza Altunhan. Diğerinde narin ama dimdik duran bir kadın: Gül Karahanlı. Aşiret töresinin ağır gölgesinde ve geçmişin kanlı hesaplarıyla şekillenen bu evlilikte Gül, abisinin işlediği affedilmez bir günahın bedelini kendi hayatıyla ödemek zorunda kalır. Mirza ise yıllar önce geçirdiği felaket bir kazanın ardından yatağa mahkûm olan, sesi susmuş ve yürüyemez hale gelen bir adamdır; ancak sesi çıkmasa da her şeyi anlatan gözleri, ilk andan itibaren Gül'ün ruhuna dokunur. İntikam ve zorunlulukla başlayıp zamanla derin bir şefkatle büyüyen bu beraberlik, tek bir söz bile söylenmeden gözlerle yazılan suskun bir aşk hikâyesine dönüşür. Gül başta Mirza'ya yalnızca merhametle yaklaşsa da zaman geçtikçe onun bakışlarındaki kırılmışlığı, yüreğindeki sessiz çığlığı ve unutturulmaya çalışılan o umudu hissetmeye başlar. Şefkatle kanatlanan bu aşk, zamanla sadece iki kırık yüreği iyileştirmekle kalmayacak, birbirine düşman iki aşiretin de kaderini yeniden yazacaktır. "Bir insan ne zaman gerçekten hayatta kalırdı; bedeni iyileşip ayağa kalktığında mı, yoksa yalnızlığına ve kalbine bir başkası dokunduğunda mı?" YAZAR NOTU! Bu hikâyenin başlangıç kurgusunda; berdel, aşiret düzeni ve engelli bir ağa gibi bazı ortak anlatı unsurları bulunabilir. Bu unsurların benzerliği bilinçli olarak saklanmamaktadır. Ancak hikâyenin ilerleyen bölümleri, karakterlerin geçmişleri, ilişkileri, çatışmaları ve olayların gelişimi kendi kurgusuna göre oluşturulmuştur.Yani Aşk-ı Lâyezâl'ın olay örgüsü ve karakter gelişimi tamamen kendi kurgusuna sahiptir." Bu nedenle eseri tek bir benzer olay veya ortak tema üzerinden değerlendirmek yerine, hikâyenin bütünüyle ele alınmasını rica ediyorum. İyi okumalar. ♡
Ay🌙 ve Güneş ☀️  by ElifHanerli7
ElifHanerli7
  • WpView
    Reads 198,837
  • WpVote
    Votes 17,682
  • WpPart
    Parts 46
Gerçek Ailem (Bebek)Kurgusu "Ay gökçek bir oğlandı. Suskun, ağırbaşlı... Güneş ise güzel bir kızdı. Duygusal, kırılgan... Ay, Güneş'e âşıktı. On beşlediği bir gün, kalbini ona açtı. Meğer Güneş de Ay'ı seviyormuş; ama bu aşkı dile getirmeye cesaret edememiş. Ay'ın sözleri ona güç verdi. Ve o gün, ilk kez aynı duyguda buluştular. Ay'ın her on beşlemesinde bir araya geldiler. Gelecek hayalleri kurdular. Son buluşmalarında evlenmeye bile karar verdiler. Ama bu mutluluğu kıskanan bir cazı (cadı) karısı, Güneş'in kulağına Ay hakkında yalanlar fısıldadı. Güneş soğudu. Ay ise olan bitenden habersizdi. Güneş'in etrafında dolandı durdu. Suskunluğuna anlam veremedi. Çok üzüldü. Bir gün Güneş, Ay'a dedi ki; "Boşuna peşimde dolaşıp durma. Seninle evlenmeyeceğim. Benden umudunu kes." Ay bu sözleri anlayamadı. "Kıyamete kadar senden umudumu kesmeyeceğim," dedi. "Bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın." O günden sonra konuşmadılar. Ama Ay, Güneş'i unutamadı. Her on beşlemesinde hasretle ona bakmak istedi. Güneş ise parmaklarını uzatıp gözlerini kapattı. İnsanların Güneş'e bakamamasının sebebi de buydu. O yakıcı ışıklar... Güneş'in ince parmaklarıydı." Yetimhane müdürü sustu. Sonra bakışlarını iki küçücük çocuğa çevirdi. Mavi gözlü olana baktı. Gri gözlü olana baktı. "Demem o ki," dedi, "bu mavi gözlünün adı Güneş, gri gözlünün adı da Ay olsun." "Adları gibi yaşasınlar."