_karbeyazz_
"Herkes araf'a gelmez. Sadece senin gibilerden seçilmiş özel kişileri getiririz biz buraya."
Hiçbir şey anlamıyordum. "Benim gibiler mi? Nasıl yani?"
"Boşver, çocuk. Sen bunu anlamak için henüz çok toysun." hiçbir şey anlamıyordum dediklerinden. Ne demek toysun? Derin bir nefes aldım ve aklımdaki sorular başımı ağrıtmadan önce zihnimin musluğunu açtım.
"Araf ne? Araf'a gelenlere neler oluyor? Araf bir çeşit işkence merkezi mi? Bu bir şaka mı?" aklıma gelen tek şey hastane odasından beni kaçırıp aylarca uyutarak yaralarımın iyileşmesini sağlanması daha sonra da beni bu şakanın ortasına koyarak benimle alay etmeleriydi.
"Sırayla mı cevaplamalıyım?" diyen muzip sesini duydum. Ters ters baktım ona. "Tamam, ben cevabımı aldım," dedi ve derin bir nefes alarak ciddileşti. "Araf, cennet değildir. Ama cehennem de değildir. Araf, ucu bucağı olmayan bir ovadır, desem çok klasik olur ama zaten öyle de değildir araf. Reenkarnasyon'u biliyor musun?" diye sordu.
"Biliyorum," dedim. "Ama araf ile ne ilgisi var?"
"Araf bir çeşit reenkarne merkezidir. Bir şirket gibi düşün. Önümüzde tonlarca müşterinin dosyaları ve bilgileri var ama kime hizmet vereceğimizi biz seçeriz. Senin dosyan benim önüme geldi ve ilgimi çektin. Ancak arafa gelmek için ölmlin, en azından hayatî bir kaza atlatmalıydın. Bu da benim için çok kolaydı." hayretler içerisinde ona bakıyordum.
-----------