Nurjwll
- Reads 386
- Votes 118
- Parts 2
Her şey, insanların hâlâ yarının var olduğuna inandığı zamanlarda başladı.
Kimse yaklaşan felaketin farkında değildi.
Şehirler hâlâ ışıklarla aydınlanıyor, insanlar hâlâ sevdiklerine güveniyor, bazıları geçmişin bir gün kapılarını çalabileceğini düşünmeden yaşamaya devam ediyordu.
Sonra bir şey değişti.
Önce şarkılar ve filmler yasaklanmaya başladı.
Kimse henüz neyin içine sürüklendiğini anlamamıştı.
Ardından insanlar sokaklarda acı çekmeye başladı.
Acı çekenler yalnız bırakılmıştı.
Sonra insanlar susturuldu.
Ölmemek için,
Var olmak için,
Aç kalmamak için,
Boyun eğmek için...
Ve en kötüsü, yalnızca devletin yükselişi uğruna.
Herkes susmuştu.
Çünkü geriye hissettikleri tek bir şey kalmıştı:
Korku.
Samaya Arslan ise bütün bunların ortasında gözlerini açtığında, geçmişinden geriye hiçbir şey kalmamıştı.
Ne kim olduğunu biliyordu.
Ne kimlere ait olduğunu.
Ne de zihninin neden bazı geceler kendisine ait olmayan anıları fısıldadığını.
Hatırlamadığı her şey, hayatındaki en büyük boşluk gibi duruyordu.
Ta ki karşısına çıkan bir adam, o boşluğun sandığından çok daha derin olduğunu gösterene kadar.
Akay Demir Karahan ise geçmişinin peşini bırakmasına izin vermiyordu.
Bazı insanlar gerçeği bulmak için yıllarını harcardı.
Bazılarıysa gerçeğin kendisi tarafından bulunurdu.
Onların hikâyesi başladığında, kimse neyin sona ereceğini bilmiyordu.
Bir insanın hafızası.
Bir ailenin sakladıkları.
Bir ülkenin sessizliği.
Ve karanlıkta büyüyen bir direniş...
Hepsi aynı hikâyenin parçalarıydı.
Fakat kimse, son parçanın kime ait olduğunu bilmiyordu.
Çünkü bazı gerçekler ortaya çıktığında geçmiş değişmezdi.
İnsanlar değişirdi.
Ve bazen...
Birbirlerini bulduklarını sandıkları anda, aslında yıkımın tam ortasında olduklarını fark ederlerdi.