swmsaw
- Reads 4,921
- Votes 526
- Parts 8
Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur."
İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı.
Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı.
Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu.
Ta ki o geceye kadar.
İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi.
Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü.
Pusat dışarı çıkamazdı.
İz aşağı inmeye korkardı.
Telefon titredi.
Gönderen: Alt Kat
Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın."
Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar.
Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.