sena_456
- Reads 468
- Votes 112
- Parts 4
Karanlığın ortasında büyütülen bir gül vardı. Dikenlerine kimse dokunmasın diye cam fanuslarda saklanmış, rüzgârı bile ölçülü verilmiş, sevgiden başka iklim tanımamış.
O gül, köklerinin altına gömülen kanı bilmezdi, bir gecede düşen bir adamı, fısıltıyla yapılan bir ihaneti, iki imzanın bir cana bedel olduğunu bilmezdi.
Bir fırtına gibi geri dönen intikam aslında güle değil, onu büyüten melek yüzlü gölgelereydi, öfke onların kalbine yürüyordu, çünkü can almak kısa bir cezaydı, asıl yangın sevdikleri çiçeğin soluşunu izletmekti. En değerli bildiklerinin yapraklarını tek tek titreterek, her eksilişte içlerine bir boşluk düşürerek yakacaktı onları, gül incindikçe onların nefesi daralacaktı.
Yazgı gibi yaklaştı, sert değil sinsi, uzak değil yakın, bir bakış kadar sessiz, bir sır kadar derin durdu yanında ve kaderin yönünü usulca değiştirdi. Koparmak için uzanan eli önce tereddüt etti, sonra yavaşladı, çünkü bazı kokular düşmanı bile kendine çevirir, bazı masumiyetler en karanlık niyeti bile susturur.
Ve o, yaprakları sökmeye niyet ettiği gülün kokusunda yolunu kaybetti, intikam diye çıktığı yolda kendi kalbinin izini yitirdi, geceyi getirdiğini sanarken o kokunun içinde sabaha yakalandı. Böylece karanlıkta açan gül, onu yıkmaya geleni bile kendi ışığında durdurdu.
(Duyuru❗️
Bu eser karanlık temalar içermektedir. Hikâye boyunca argo ifadeler, +18 sahneler, cinsellik içeren bölümler, tehdit, şiddet, psikolojik gerilim ve rahatsız edici olabilecek olay örgüleri yer almaktadır. Okuyucu takdiri önerilir.
Masumiyet ile intikamın çarpıştığı, güç, saplantı ve duygusal sınanma üzerine kurulu bu hikâye, hassasiyeti olan okuyucular için ağır gelebilecek unsurlar barındırabilir. Buna göre okunması tavsiye edilir.)