busraeroguu
- Reads 490
- Votes 227
- Parts 11
"Kurnaz tilki, yaralı ceylana denk düştüğünde tek düşündüğü onu avlamak olur. Avına hayranlık duyan onu kaç saniyede tuzağına çekebileceğini düşünendir. Ya kurnaz bir tilki ya yaralı bir ceylansındır hayatta; ya yaşayan ya da yaşamla cezalandıransındır soluk aldığın dünyada. Leyla Alaca, kurnaz yalancı bir tilkiden fazlası, yaşamak zorunda kalandan daha azı değildi. Yaşamı elde etmek için savaşması ve her şeye rağmen devam etmesi gereken biriydi.
Ama güneş tepeye dikildiğinde, daha önce hiç gözükmeyen yollar bir günde açığa çıktığında yürümek için yeni bir yolu değil; geçmişinde kalmış ve yürümekten çekindiği o yola adımladı. Geçmişi yaşamadan bir gelecek edinemezsin, dedi kendine ve göğsünü cesaretle doldurdu.
Güller solduğunda aynı kökten bir daha aynı şekilde yeşeremezler ve bazen daha iyi bir gül yetiştirebilmek için kökünden söküp atman gerekir fidanı. Ben o gül oldum. Solduğumda kökümden söküp attılar beni. İntikamım toprağıma değil; beni söküp atan o ellere.
Güller solmalıdır, Leyla. Solmalıdır ki gelecek olan kış boynunu bükmesin, don vurdurmasın köküne. Güller solmazsa kara kış bir daha gün yüzü göstermez, açtırmaz yapraklarını. Sen kara kışın don vurduğu o gülsün ve ben senin yeniden kök salmana yardım edeceğim, dedin bana Cihan ama yanıldın.
Ben yapraklarımın açmasını değil, ellere batan diken olmayı diliyorum.
Affet beni Cihan Erge, geçmişimi yaşamadan bir gelecek hayal edemem.
Güller solmalı, güneş tepeden inmeli, tilki yaralı ceylanı en kısa sürede yakalamalı. Hayat işlemeli, yollar birbirine çıkmalı ve ben o intikamı almalıyım.
"Beni kaybedecek kadar mı?
Kendimi kaybedecek kadar."