vantablackflower
- Reads 278
- Votes 105
- Parts 4
✨Ana karakter erkeğin ismi değiştirilmişti✨
Herkes cennete gitmek ister; ancak kimse oranın ne kadar soğuk olduğunu sormaz.
Dünya, üzerine altın varaklı yalanlar serpilmiş devasa bir mezarlıktır. Bazılarımız bu mezarlıkta sadece birer ölü, bazılarımız ise mezar kazıcıyızdır.
Babasının sunduğu sahte cennetin içinde, ruhu her gün biraz daha solan bir kız için kurtuluş, daha büyük bir yangının içine atlamaktır.
O, sadece buzun üzerinde dengede kalmayı biliyordu; ancak hayat, ona en büyük düşmanının ellerinde nasıl yanacağını öğretecekti.
İyilik ve kötülük arasındaki o ince çizgi, bir gece yarısı, kilitli bir kapının ardında silindi. Kanın sıcaklığıyla tanışan masumiyet, bir daha asla eski saflığına dönemez.
O odada sönmek üzere olan bir çiçek, kapının ardındaki karanlığa teslim olduğunda aslında bir anlaşma imzalamıştı: Kendi cehennemini seçme özgürlüğü.
"Bana tapmanı istemiyorum; çünkü bu seni sadece kurban yapar. Ben, seninle beraber cenneti ateşe vermek istiyorum. Benimle yanarsan, kimse seni solduramaz."
Bu toprakların en büyük günahları, en gösterişli saraylarda işlenir. Bir tarafta gücünü kandan alan kadim bir soy, diğer tarafta o soyun köklerine asit dökmeye yeminli bir gölge. Ve bu savaşın tam ortasında, adı "cennet" olan ama kokusu ölümü çağıran bir hapishane.
İnsan, kaçtığı her şeyin bir parçası olduğunu ne zaman fark eder? Belki de çiçekler, cennet çok güzel olduğu için değil; oradaki kusursuzluk fazla ağır geldiği için soluyordur.
Şimdi perdeler açılıyor. Şeytanlar takımlarını giymiş, melekler ise silahlarını kuşanmış bekliyor. Bu hikayede kurtuluş yok, sadece daha şık bir son var.
Hoş geldin. Burası, çiçeklerin sadece solmak için açtığı o meşhur cennet.