YazarMDita
- Reads 1,586
- Votes 371
- Parts 45
Ben Luna Bozdoğan,
İstanbul'un günümüze inat, o samimi sıcak mahalle ruhunu hala korumayı başarabilmiş, mahallelerinden birinde, ailemle yaşıyorum.
Biz iki kardeşiz. Abim Karan, Ankara'da yaşıyor ve doktorluğunun ilk senesi. Onu çok özlüyorum.
Çocukluğum bu mahallede geçti ve o günlerden kalma iki dostum var. Efsun ve Fatih. Onları çok seviyorum ve aramızdaki bağı size hiçbir kelimeyle anlatamam. Efsun ve ben 24 yaşındayız.
Efsun, kızıl kıvırcık saçlı, ela gözlü ve pozitif enerji yüklü canım arkadaşım. Ben hemşirelik o ise kamu yönetimi okudu. İkimiz de KPSS sınavına girdik ve atanmayı bekliyoruz. Bu sırada da mahallemizde yeni açılmış olan Kitap Deryası adlı kitapçıda çalışıyoruz. Efsun, kitapçının sahibi Atilla beye kör kütük aşık.
Bir de benim kopamadığım tutkularım var. Birinci sırada kitaplar geliyor. Her tür romanı çok sevsem de polisiye ve gizem kategorisinin yeri bende apayrıdır. İkinci sırada ise, şarkı sözü yazmak ve evdeki emektar gitarımla bu şarkıya ses olmak benim tutkularımdan.
Sesim çok güzel olmasına rağmen, bestelediğim şarkıları dostlarım dışında kimsenin yanında söyleyemiyorum. Çünkü ben kalabalık önünde konuşamayan, sesi titreyen, tüm gözler üzerindeyken panik olan biriyim.
İşte benim hikayem, sıcak, samimi ve sıradan. Herkesin hikayesi gibiydi.
Ta ki üst katıma yeni biri taşınana kadar. Ukala, öküz, hödük ve Allah'ın cezası biri. Düşman başına dediğim, evlerden ırak olması gereken cinsten biri. Kumral, uzun boylu, yeşil gözlü (tonuna hala karar veremedim) bir adam. (Maalesef ki yakışıklı) Birde dudağının kenarıyla sırıtıp, eline cebine atıp poz kesmesi yok mu. Iyy nasıl gıcık oluyorum. Asla tipim değil.
Bilemezdim. Aşka küsen bana, tekrar aşkı öğretecek birinin olabileceğini. Hele ki bunun üst kat komşum olduğunu söyleseler güler geçerdim. Rüyamda görsem "totom açıkta