okuyun okutturun 🥵
5 stories
KIRIK KEMİKLER VE HİSSİZ ÇIĞLIKLAR by yadsima
yadsima
  • WpView
    Reads 70
  • WpVote
    Votes 29
  • WpPart
    Parts 1
Yara Dağdelen için acı, sadece başkalarının lügatinde yaşayan bir efsaneydi. Sinir uçları suskun, bedeni ise bir hayalet kadar tepkisizdi. On sekiz yıllık hayatını; akıl hastası bir anne, yeraltı dövüşlerinin vahşi gürültüsü ve kendi zihninin derin sessizliği arasına sıkıştırmıştı. Ancak o şehirde hiçbir sır sonsuza dek gömülü kalmazdı. Okula gelen beş yabancı, sadece popülerliklerini değil, beraberlerinde tekinsiz bir cazibeyi de getirmişlerdi. Yara'nın kemikleri kırılıyor ama o hissetmiyordu; ta ki o gece, yeraltındaki kanlı arenada bir çift göz onun ruhundaki en büyük boşluğu, o hissiz çığlığı keşfedene kadar. Bazı yaralar dikiş tutmaz çünkü onlar etten değil, çığlıktan yapılmıştır.
ÇÜRÜK ZİHİNLER KATEDRALİ by yadsima
yadsima
  • WpView
    Reads 799
  • WpVote
    Votes 353
  • WpPart
    Parts 6
İnsan zihni, en görkemli günahların ve en parlak yalanların mimarisiyle yükselen, tavanı gökyüzüne değil, cehenneme açılan bir katedraldir. Bilimin hırsıyla aralanan o kadim portal, dünyayı iblislerle doldururken tek bir kural koymuştur. Her duygu bir ziyafet, her zihin bir katedraldir. Gümüş bir saatin kadranında zaman daralırken, gürültülü bir fırtına ile buzdan bir sessizlik bu katedralin sunağında çarpışmak üzere. Saf olan kirlenmeye, yıkıcı olan ise diz çökmeye hazır mı? Sırlar gümüş zincirlere vuruldu... Peki sen, kendi zihnindeki katedrale girmeye cesaret edebilir misin? Yoksa senin zihninde, çürümüş zihinler katedralinden mi?
CENNETTE SOLAN ÇİÇEK by yadsima
yadsima
  • WpView
    Reads 870
  • WpVote
    Votes 384
  • WpPart
    Parts 6
✨Ana karakter erkeğin ismi değiştirilmişti✨ Herkes cennete gitmek ister; ancak kimse oranın ne kadar soğuk olduğunu sormaz. Dünya, üzerine altın varaklı yalanlar serpilmiş devasa bir mezarlıktır. Bazılarımız bu mezarlıkta sadece birer ölü, bazılarımız ise mezar kazıcıyızdır. Babasının sunduğu sahte cennetin içinde, ruhu her gün biraz daha solan bir kız için kurtuluş, daha büyük bir yangının içine atlamaktır. O, sadece buzun üzerinde dengede kalmayı biliyordu; ancak hayat, ona en büyük düşmanının ellerinde nasıl yanacağını öğretecekti. İyilik ve kötülük arasındaki o ince çizgi, bir gece yarısı, kilitli bir kapının ardında silindi. Kanın sıcaklığıyla tanışan masumiyet, bir daha asla eski saflığına dönemez. O odada sönmek üzere olan bir çiçek, kapının ardındaki karanlığa teslim olduğunda aslında bir anlaşma imzalamıştı: Kendi cehennemini seçme özgürlüğü. "Bana tapmanı istemiyorum; çünkü bu seni sadece kurban yapar. Ben, seninle beraber cenneti ateşe vermek istiyorum. Benimle yanarsan, kimse seni solduramaz." Bu toprakların en büyük günahları, en gösterişli saraylarda işlenir. Bir tarafta gücünü kandan alan kadim bir soy, diğer tarafta o soyun köklerine asit dökmeye yeminli bir gölge. Ve bu savaşın tam ortasında, adı "cennet" olan ama kokusu ölümü çağıran bir hapishane. İnsan, kaçtığı her şeyin bir parçası olduğunu ne zaman fark eder? Belki de çiçekler, cennet çok güzel olduğu için değil; oradaki kusursuzluk fazla ağır geldiği için soluyordur. Şimdi perdeler açılıyor. Şeytanlar takımlarını giymiş, melekler ise silahlarını kuşanmış bekliyor. Bu hikayede kurtuluş yok, sadece daha şık bir son var. Hoş geldin. Burası, çiçeklerin sadece solmak için açtığı o meşhur cennet.