Hannakaronia78
Işıklar yandı.
Siryus Sirki'nin gösterileri başlıyordu.
Pandomim, gösterisini hayalleri üzerine değil, hayal kırıklıklarıyla oynadı.
Palyaçonun makyajı onu gülümsetti fakat dudaklarındaki kırmızı, kendi kanıydı.
Üzerinde yürüdüğü ip, cambazın boynuna bağlanacak ipin ta kendisiydi aslında.
Trapezci kız, hiçbir zaman sallandığı ipten yere çakılmadı bedeniyle -
fakat ruhu, sirkin taş betonu üzerinde tüm kanını tüketmişti, oysa...
Bu sirkte şarkılar, ruhların çığlıklarıyla yazıldı.
Uyanış, Siryus'un kendisiydi.
Peki...
Duygular bir yaşamı silebilir miydi?
Siryus'un hikâyesi, Son Reverans adına tekrar kulaklarda yankılanacak
ve yankılandığı yerde, ateş yutanın külüyle tekrar kavrulacaktı..