Lora_Black789
Barış ağlamaktan titriyordu. Fırat onu sakinleştirmeye çalışsa bile bunu beceremiyordu. Nefesleri sıklaşmaya başladı. Panik atak krizine girmişti, bu belli bir şeydi. Fırat şu an ne yapması gerektiğini bilmiyordu ve yaklaşık on sekiz senelik hayatında ilk kez bu kadar çaresiz hissediyordu...
"Barış, bana bakar mısın?.. Barış, sorun yok. Yemin ederim hiçbir sorun yok..." Barış ellerini kafasının iki yanına sarmış kendi kendine fısıldıyordu.
"Mahvettim işte... Yine mahvettim, yapamadım... Konuşamadım, konuşamıyorum, aptalın tekiyim, çirkinim, yaşamamam gerekiyor..." Fırat onun ellerini tuttu, başının iki yanından çekti.
"Barış. Bana bakar mısın? Barış, sana diyorum..." Barış nefesleri biraz daha düzene girince Fırat'ın gözlerine baktı. Bununla birlikte nefesleri daha da düzene girdi. "Konuşamadın diye bu çirkin olduğun, aptal olduğun ya da yaşamayı haketmediğin anlamına gelmiyor. Her güzel şey konuşabilir mi?" Barış burnunu çektiğinde Fırat ona doğru eğilip büyük elleriyle göz yaşlarını sildi. "Barış. Denizler de konuşamaz. Yeni doğan masum, her şeyden daha güzel bebekler de konuşamaz. Çiçekler de konuşamaz..."