hayatta kalma
2 stories
Yedi Saniye Virüsü | TAMAMLANDI by DacyGazelle
DacyGazelle
  • WpView
    Reads 227,764
  • WpVote
    Votes 26,718
  • WpPart
    Parts 63
Bilim Kurgu | Romantik | Her şey üç buçuk yıl önce Güney Afrika'da başladı. Güney Afrika'da Tabari adında elli iki yaşındaki bir teyzenin vücudundaki tüm kıllar döküldü. Bir hafta içerisinde gözleri görmez oldu ve tuhaf davranmaya başladı. Bir haftanın sonunda kendini kaybedip etrafındaki insanları onunla göz teması kurması için zorlamaya başladı. Onunla en az yedi saniye göz teması kuran kişilerde de aynı belirtiler görüldüğünde ilk yayılma başlamış oldu. Bunun ne olduğunu bilen bir kişi bile olmadı, hiçbir bilim insanı bu virüsün nereden geldiğini açıklayamadı. Ve YEDİ SANİYE VİRÜSÜ yayılmaya devam ederken ben hayatta kalanların alındığı Kamp 54'te, ölümü bekleyen sözde nişanlım ve dostlarımla beraber, kampa yeni gelen kişinin gizemini çözmeye çalışıyordum. Onun doğru olduğu bilinen tek adı Kapanın Sahibi'ydi ve gelişiyle her şeyin düzenini bozmuştu. Onunla ne kadar ters düşsek de çok yakında birbirimizin kaderini değiştireceğimizi bilmiyorduk. ❝ ❞ "Keşke bu şekilde tanışmasaydık Kapanın Sahibi." Yutkundu, kısılan göz kapaklarının üstündeki kaşları hafifçe çatıldı. Gözüme kızgın değil de acı çekiyor gibi gözüküyordu. Keşkeler hiçbir işe yaramazdı ki. Bizi üzmekten başka. "Yan yana olan iki kişi, ya birbirine iyi gelir ya da birbirini ölümüne götürürmüş." Başımı iki yana salladım, "Biz ikisini aynı anda yapıyoruz ama." dediğimde dudakları gergince kıvrıldı. "Seninle ikisine de var olan birini bulmak zordur..." Yanağımı seven parmağı durdu. Bakışları, içime işleyen sözcükleri bana en başından fısıldıyordu. "Sen buldun." "Sen de buldun." ❝ ❞
Hiçlik by melekgysll
melekgysll
  • WpView
    Reads 154,228
  • WpVote
    Votes 8,116
  • WpPart
    Parts 68
Bir havlama sesi doldurdu kulaklarımı; öyle sıradan bir havlama değildi bu, içi acıyla dolu, delirmiş gibi yükselen bir sesti. Cesur kendini kaybetmişti. Sanki sadece havlamıyor, içindeki korkuyu, öfkeyi ve kaybı dışarı kusuyordu. O sesi duyduğum anda içimde bir şey yerinden oynadı. Adımlarım beni nereye gittiğimi bile düşünmeden deliğe doğru sürüklerken, başımı kaldırdığımda Eymen'in yüzünü gördüm. Çıldırmış gibiydi. Gözleri kan çanağına dönmüş, çenesi kilitlenmişti. Herkes onu büyük bir kuvvetle tutmaya çalışıyordu ama o an sanki karşısında kim olursa olsun parçalayacakmış gibiydi. Kolları gerilmiş, bedeni öne doğru atılmak için fırsat kolluyordu. Titrek bir nefes verdim. Simay'la Elif'in de bir farkı yoktu. Simay delirmiş gibi başını iki yana sallıyor oradan çıkacakmışım gibi beni bekliyordu. Dudaklarımın arasından zar zor çıkan, fısıltıdan bile zayıf bir sesle ismini söyledim. Öyle hafifti ki, duymaması gerekiyordu. Ama mucize gibi bir şey oldu. O ses ona ulaştı. Sanki içgüdüsel olarak, sanki beni hissetmiş gibi bir anda bana döndü. "Eymen..." Hareketleri bir anda durdu. Tutulmuş gibiydi. Sonra gözleri beni buldu. O an yüzündeki ifade... Hayatım boyunca unutamayacağım bir şeydi. Şaşkınlık, korku, umut ve acı aynı anda yüzünden geçti. Ben ise neredeyse bayılacakmış gibi, adımlarımı zorla yere bastığımı hissederek onlara doğru yürüyordum. Dünya yavaşlamıştı sanki. Her adımım ağır, her nefesim yarımdı. Bir anda kendini diğerlerinin arasından kurtardı. Kimse onu durduramadı. Bana doğru koşmaya başladığında kalbim yerinden çıkacak sandım. Diğerleri de beni fark ettiğinde oldukları yerde donup kaldılar. Simay'la Elif'de ağlayarak bana doğru koşmaya başladılar. Ama Eylül... O an dayanamadı. Gözyaşlarına boğuldu. Çünkü tek başımaydım. Yanımda kimse yoktu. "İdil!" 🧟♀️