layezal
Hürkan Kunt Korgan.
Beni gördüğünde bakışlarında en ufak bir şaşkınlık belirtisi belirmedi. Gözleri üzerimde, ardından silahlarını çekmiş korumalarına ve arkamda fırtınalar koparan Alptekin'de gezindi. Eliyle korumalarına "indirin" işareti verdi. Bakışları tekrar benim buz gibi duran yüzüme sabitlendi.
"Hükmün karşılığını getirdim, Hürkan Korgan," dedim. Sesim Karadeniz'in o en sert rüzgarı kadar gür ve net çıktı. İçimdeki yangını kimse duymadı. "Beklemeye, saklanmaya niyetim yok. Madem bu silsilenin bedeli benim buradayım."
Hürkan bir adım öne çıktı. Aramızdaki o birkaç adımlık mesafe, iki sülalenin yıllanmış düşmanlığıyla doluydu. "Ardeşenlerin saklı hazinesi," dedi, sesi derinden ve saygı dolu bir tınıyla gelerek. "Gecenin bu vaktinde, silahların gölgesinde kendi rızanla bu kapıya gelmek? Cesaretin, adının önüne geçmiş Vuslat."