Angyrosy
Sabah güneşi sana başka doğar; sanki ışık bile tenine değmeden önce hizaya girer senin. Bakışların terbiyeli değil yalnız, zincirli. Üzerinde görünmez bir nizam var; omuzlarından başlayıp nefesine kadar inen, seni kusursuz bir kalıba hapseden bir disiplin. Aldığın her nefes bile öğretilmiş sana; doğal değil, prova edilmiş.
Söyle şimdi; parmağına takılacak o yüzüğü bir kader gibi kabul eder misin? Parıltılı bir teslimiyetle başını öne mi eğersin, yoksa Nechist'in kirli, pas kokan sokaklarında özgürlüğün bedelini ödeyerek mi yürümeyi tercih edersin?
Sen seç cehennemini, kusursuz bir mahkûmiyet mi, yoksa yalancı bir cennet mi?