𝑑𝑎𝑛𝑠 𝑙𝑒𝑠 𝑙𝑖𝑔𝑛𝑒𝑠 𝑜𝑢̀ 𝑗𝑒 𝑚𝑒 𝑠𝑢𝑖𝑠 𝑟𝑒𝑡𝑟𝑜𝑢𝑣𝑒́...
3 قصص
ÜZÜM BUĞUSU بقلم bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    مقروء 5,210,994
  • WpVote
    صوت 283,859
  • WpPart
    فصول 47
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
Anemoia بقلم atanamayanastronot
atanamayanastronot
  • WpView
    مقروء 9,467
  • WpVote
    صوت 2,997
  • WpPart
    فصول 38
sen boş ver beni. zaten hep ellerim titrer.
SİYAH MÜREKKEP بقلم ebrarsusenturk
ebrarsusenturk
  • WpView
    مقروء 194,630
  • WpVote
    صوت 38,014
  • WpPart
    فصول 44
Bir kış günü başladı hikayeleri. Hava kasvetliydi. Bir not vardı ortada cama acı nefesinin buğusuyla kazınmış. Bir de gözyaşları onu süsleyen. Hem gülerken hem ağlamak. Koşarken yorulmakta vardı. Yolun sonu uçurumdu, evet. Karmen o uçuruma koştu. Uçurum gül bahçesiydi. Düşünce binlerce dikenin batacağını bile bile koştu. Adal kendini dipsiz bir kuyuya bıraktı. Binlerce ses "Gitme." diye yalvarırken bir tanesine uzattı elini. Dikenler acımasızca saplanıp kanatırken onları, gözyaşları dökülürken sonlarının iyi olmayacağını biliyordu, Karmen. Koştu, nefesi tükendi. Ağladı, gözyaşlarıyla meydan okudu "Erkekler ağlamaz." sözüne. Kalbi, hızını arttırdığın da duracak sandı. Ve işte bu onların hikayesi... "Bir kız var. Ölüm gibi..."