limpatexy_
İpliğe Sarılı Çelik/ Limpatexy_
"Sadece biraz konuşacağım." Sözlerine kafamı salladım. "Dinliyorum,"
"Vazgeç.." dedi ne için dediğini anlasam da ondan duymak istediğim için "neyden?" diye sordum. Bunu fark etmiş olmalı ki. Tane tane konuştu. "Anlıyorum, görüyorum. Bana karşı ilgin var. Belli etmekten geri çekilmiyorsun. Vazgeçmiyorsun. Ama vazgeçmen gerek." Sözlerini duyunca yerimde haraktelendim ellerimi birbirine geçirerek bıraktım.
O da konuşmaya, çatlak olan kalbimi kırmaya devam etti. "Ben, özür dilerim. Eğer bilmeden istemeden ümit verdiysem çok özür dilerim. Yaşayacak çok güzel bir hayatın var. Benimle ziyan etme. Kendine bunu yapma!" Ağlamamak için çattığım kaşlarla ona baktım. Konuşmaya devam etmeyince "bittiyse gideyim ben." Dedim kısık sesimle yüksek çıksaydı sesim titreyecekti karşısında güçsüz biri gibi gözükmek istemiyordum. Yanından geçecekken kolumu tuttu. Dolu olan gözlerimi görmesin diye başımı koluma eğerken elini kolumdan çekmedi hatta baş parmağı kolumun üstünde tenimde geziyordu.
"Ben sevilecek biri değilim, ruhsuzum, acı hissetmem, yaşamayı bilmem. Seni sevemem çünkü sevmeyi de bilmem." O konuştukça gözümden akan yaşlara engel olamadım. Ama görmesin diye de kafamı yerden kaldırmadım. Bu kadar acı çeken birinin acı hissetmemesi normaldi. Kendimden biliyordum.
Ve.
Ben, onu onsuz sevemezdim.
"O yüzden sende Vazgeç. Bu büyük bir şeye dönüşmeden önce beni sevmeyi bırak, sen sevmeyi bırak ki bende seni severken sevgi sandığım şeyle kırmayayım seni."
Gözlerim hayal kırıklığı ile gözlerine çıktı. Gözlerimi gördüğünde kafasını yana yatırdı. Öylece izledi beni. Kolumu ondan kurtarırken bir adım geriledim. "Verdin, ümit verdin. Saçma sapan bir şekilde hayatımda ilk defa yalnız hissetmedim. İlk defa gerçekten diğer yarım olduğunu düşündüm."