Asyambenim_
- Reads 489
- Votes 35
- Parts 18
"Sana zarar vermem ben Yaren," dedi fısıltıyla. "Lütfen... Bize bir şans ver. Kızlarımızla yaşarız, onlara baba olurum."
Bu sözler karşısında acı dolu, sinir bozucu bir kahkaha döküldü dudaklarımdan. Gözlerinin içine bakarak, "Sen bir canisin!" dedim. "Sen asla babalık yapamazsın. Uzak dur benden!" Sözlerim bir kırbaç gibi yüzüne çarptığında gözlerinde bir anlık bir kırılma gördüm ama bu umrumda bile değildi. O beni çoktan paramparça etmişti.
"Buradan çıkıp aileme gideceğim," dedim kararlılıkla. Ancak Siraç'ın yüzü bir anda buz kesti. Az önceki o yumuşak tondan eser kalmamıştı.
"Asla," dedi, sesi odayı donduracak kadar soğuktu. "Benden gidemezsin. Bu hafta seninle evleneceğim ve helalim olacaksın. İstesen de istemesen de..."
Gözlerimi ondan kaçırmadan, "Asla seninle evlenmem," diye direndim. "Kaçacağım ve kurtulacağım buradan. Yuvama, koca-"
Cümlemi tamamlamama izin vermedi. Sertçe çenemi kavrayıp beni kendine doğru çekti. Gözleri alev alev yanıyordu. "Eğer kaçarsan Kürt kızı, hele ki o adama koşarsan yemin olsun seni pişman ederim. Beni kendinle sınama Yaren!"
Nefesi dudaklarımda süzülüyordu. O kadar yakındı ki, beni öpeceğini anladığım an refleksle avucumu dudaklarının üzerine kapattım. Beklediğim öfkenin aksine, bu hareketim sanki hoşuna gitmişti. Gözleri, gözlerime öyle bir hasretle, öyle bir açlıkla bakıyordu ki sanki yılların susuzluğunu gideriyordu. Dudaklarını avucuma hapsetti, gözlerini kapatıp o anın kokusunu içine çekti.
"Bu haftadan sonra zaten helalim olacaksın," dedi geri çekilirken. Sesinde karanlık bir zaferin tınısı vardı. "Şimdi yatağına gir ve uyu gönül çiçeğim."
Kapıdan başını uzatıp arsızca sırıttı. "Ömrüm..." dedi, o alaycı ama sahiplenici tavrıyla.
"Seni öldürücemmmmmm!" diye haykırdım