VibesLavia
Bazı hayatlar doğarken değil, susarken çalınır.
Onunki annesinin kelimeleriyle başladı; çizilmiş sınırlar, yazılmış kararlar, seçilmiş kaderler... Hepsi onun adına verildi.
Köprücük kemiğinde bir hilal vardı.
O hilal, en karanlık gününün izi oldu.
Bir grubun içine girdiğinde yalnız olmadığını sandı.
Artık beş kişiydiler.
Beş farklı hikâye, aynı sır: Hilaller ve hançerler.
O grubun içinde, bir gün âşık olacağı adam da vardı.
Ama o, bundan henüz haberdar değildi.
Ve her şeyi bilen biri vardı...
Gerçeği değiştirmeyen, sadece susarak saklayan biri.
Onun arkasından çevrilen planların farkında olan,
bazen de o planların bir parçası hâline gelen biri.
Ona her zaman güvendi.
Yanında kendini güvende hissetti.
Hiç bilmedi ki en büyük sır, en güvenli sandığı yerde saklanıyordu.
Ama o grubun içindeki tek farkı şuydu:
Eğer o sembolün bir acısı varsa, onu gerçekten hisseden tek kişi oydu.
O hilali sadece taşımadı... sessizliğinin altında onunla birlikte büyüdü.
Şimdi kalem el değiştiriyor.
Bu hikâye artık yazılan bir kader değil.
Beş kişilik bir sırdan doğan bir isyan.
Ve bazı gerçekler insanı özgür bırakmaz.
Bazıları, öğrendiğin anda seni geri dönüşü olmayan birine dönüştürür.
Peki ya gerçeği hiç öğrenmeseydi?
En derin yara, düşmandan değil; sarıldığın koldan gelir.
...