ruzgararinc
- Reads 4,021
- Votes 2,361
- Parts 12
"Onu bir kez bile aramadın; çünkü nereye gittiğini değil, nerede olduğunu biliyordun."
Zaman, rayların üzerinde parçalanmış bir köstekli saat gibi durduğunda; gerçekler, sisin en koyu yerinde pusuya yatar. Araz için gidişler hiçbir zaman bir kayboluş olmadı. Çünkü o iyi biliyordu: Her kaçışın bir adresi, her sessizliğin bir koordinatı vardır.
Neva, ardında sadece bir boşluk değil, ucu kendi geçmişine çıkan bir labirent bırakarak ortadan kaybolduğunda, Araz için şehir koca bir sanrıya dönüşür. Puslu Çıkmaz'ın isli sokaklarından geçip Obscura Fotoğrafçılık'ın karanlık odasına girdiğinde, banyo edilen sadece eski fotoğraflar değil; birer birer gün yüzüne çıkan günahlardır.
Kırmızı ışık yandı. Mühür kırıldı.
Mürekkep Balığı'nda tene işlenen her bir damla mürekkep, Neva'nın bıraktığı mektuplarla birleşerek Araz'ı kaçtığı o büyük aynaya sürükler. Artık sadece sevdiği kadının izini değil, kendi içindeki o tekinsiz yabancıyı da bulmak zorundadır.
"Aramadığın her cevap, aslında bildiğin bir suçun itirafıdır."
Gerçekliğin bulanıklaştığı, anıların sanrılarla yer değiştirdiği bu melankolik yolculukta; cevaplardan kaçma sırası şimdi sende.
Peki sen, kendi gerçeğinle yüzleşecek kadar cesur musun?