SultanKuru adlı kullanıcının Okuma Listesi
5 stories
Ölüm Avcısı  by seimsizhayalet
seimsizhayalet
  • WpView
    Reads 143
  • WpVote
    Votes 12
  • WpPart
    Parts 2
TSK'nın özel birimlerden seçilen özel yetenekli, üstün zekalı askerlerden kurulan Hayalet Ordu'nun biyoteknoloji kurumu,devlet destekli "genetik eşik" isminde bir proje geliştirir.Bu proje ile savaş alanında yenilmeyecek askerler ve hastalıklara boyun eğmeyecek nesiller oluşturulmak hedeflenir.DNA profilleri yüksek oranda uyumlu olan kadın ve erkekleri belirleyip çift yaparlar.Belirlenen çiftler evlenecek ve onlardan doğacak çocuklar ultra zeki, biyolojik saldılara dirençli,güçlü bir psikoloji eşiğine sahip biyolojik elit bir nesil oluşturacaktır. Nakış nakış işlenmiş bir aşk; mizah, aksiyon, tutku, gizem, aile bağı, dostluk ile millî ve manevi değerlerin harmanlandığı sıra dışı bir hikâye. "Ne olursa olsun benim kadınımsın. Sana niye dağlar kızı diyorum, biliyor musun? Ben bir dağım; dağ gibi arkandayım. Sen Aybora Dağı'nın kızısın!" "Seni tanımadan önce kötü alışkanlıklarım yoktu benim. Kalbimin en kötü alışkanlığı sensin, yüzbaşı. Bir duble gri gözle de sarhoş olurmuş insan..."
GEÇMİŞTEN GELEN SEN | DÜZENLENİYOR by cilekliyazar
cilekliyazar
  • WpView
    Reads 209,393
  • WpVote
    Votes 10,171
  • WpPart
    Parts 50
Geçmişte başlayan, gelecekle şekillenen bir aşk hikâyesi. Erva, kendini kitap okumaya kaptırdığı bir gün karşı komşusunu arkadaşı sanıp okuduğu kitaptaki polis karaktere sinirlendiğinden başkomiserleri kötüler. Karşısında, şaşkınlıkla onu dinleyen Başkomiser Kerem ise görür görmez aklını meşgul eden ela gözlü o şaşkın kızı unutamaz. Aklını meşgul eden elalar zamanla kalbini de meşgul edince Erva'yı sevdiğini anlar fakat işler Erva için karışıktır. Vuslat serisi, biri geçmişe, biri geleceğe bağlı iki âşığın hikâyesi...
SON HASTAN BENİM by Karensi0
Karensi0
  • WpView
    Reads 206,998
  • WpVote
    Votes 14,881
  • WpPart
    Parts 32
Sekiz yıl boyunca aynı sıraları, aynı hayalleri ve aynı yorgunluğu paylaşan iki genç doktor adayı... Üniversitenin kalabalık amfilerinde başlayan bu sessiz aşk, yıllar içinde derinleşir, fedakârlıklarla büyür ve bir evlilik hayaline dönüşür. Azra, sevdiği adamla kuracağı gelecek uğruna mesleğinden vazgeçmeye bile hazırdır; çünkü ona göre bazı aşklar, her şeyden önce gelir. Ancak bir sabah, her şey tek bir notla altüst olur. Geride kalan cevaplanmamış sorular, yarım kalan hayaller ve söylenememiş gerçeklerdir. Azra için asıl yıkım, terk edilmekten çok, neden terk edildiğini asla bilememektir. Üstelik bu gidişin ardından hayat, ona sessiz ama sarsıcı bir gerçeği daha bırakır: Azra hamiledir. Sevdiği adamdan geriye kalan tek bağ, karnında büyüyen bir bebektir. Yıllar Azra'yı anneliğe, yalnızlığa ve mecburi bir olgunluğa taşır. Geçmişi kalbinde mühürlü tutarak yaşamayı öğrenir; bazı yaralar kapanmaz, sadece alışılır. Ta ki bir gün, tesadüf sandığı bir an, kaderin gecikmiş yüzleşmesine dönüşene kadar... Bir trafik kazasına ilk yardım eden Azra, yaralıyla birlikte hastaneye gittiğinde, onu karşılayan doktoru gördüğünde zaman yeniden durur. Karşısındaki adam, yıllar önce bir not bırakıp giden, hayatını yarım bırakan adamdır. Artık roller değişmiştir: Azra bir hasta yakını değil, geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir kadındır; adam ise suskunluğunu beyaz önlüğünün arkasına saklayan bir doktordur. Bu kitap; yarım kalan bir aşkın, yıllar sonra beklenmedik bir karşılaşmayla yeniden açılan yaralarını, söylenememiş gerçekleri ve bir çocuğun varlığıyla daha da ağırlaşan sırları anlatıyor. Azra'nın hikâyesi, aşkın zamana yenilmeyen hâlini, kaçılan geçmişin bir gün mutlaka karşıya çıkacağını ve bazı hesapların asla kapanmadığını hatırlatıyor.
KÜÇÜK TATLI BELAM [+18/TÖRE] by Asya_yazar
Asya_yazar
  • WpView
    Reads 122,236
  • WpVote
    Votes 657
  • WpPart
    Parts 14
"Şimdi sana matematik dersindeki en kolay soruları söyleyeceğim: problemler! Bence sen bunu biliyorsundur, sonuçta problem çıkarmayı seven bir kadınsın!" "Sen de pek sorun çözen biri değilsin Sinan! Seninle ders falan çalışmayacağım! Bırak beni! Sınavda dibe çakarım daha iyi!" "İki seçeneğin var Selvi. Ya burada uslu uslu oturup soru çözeceksin, ya da bu gece tüm problemlerimizi yatakta çözeceğiz. Hangisini seçiyorsun?" Elini kalçama indirdi, sertçe sıktı. Gözlerimin içine bakıyordu, hiç şaka yapmıyor piç! "Yatağa geçelim o zaman, belli ki senin ders çalışmaya niyetin yok!" dediğinde ciddi olduğunu fark edince anında pes ettim. "İnmeyeceğim... ders çalışacağım, yeter ki elini çek!" "Akıllı kız seni. Şimdi bu soruyu çözeceksin. Haydi, başla. Bakışlarını kitaptan başka bir yöne çevirirsen o zaman bozuşuruz seninle!" "Anlamıyorum işte! Sayılar bana aynı senin gibi bakıyor! Gerçi bende sana ve sayılara öyle bakıyorum ama..." "Nasıl bakıyormuşum sana, ya da sen bana?" "Düşman gibi işte!" "Sana düşman gibi bakmıyorum, öyle bakmamı istiyorsun sadece." Bunu söylerken kitabı kendi önüne çekti gözlerini kaçırıp. "Sana baktığım gibi bakıyorsan sayılara, o halde matematiği çok yakında seveceksin Selvi!" Bok severim! Bir dakika!.. Ne? Gözlerim şok içinde ona kaydı, ben yanlış mı duydum, bu ne demek oluyor?