*Eski adı: Oyunbozan 2*
Ardıç: Bana birini ayarlamaya çalışma artık
Ardıç: Beni kimseyle yakıştırma
Ardıç: Ben sana âşığım, aptal kız
Ardıç: Görmüyor musun bunu?
"İzliyoruz " derken sesinde garip bir dalgınlık oluşmuştu. Dudaklarıma bir gülümseme yerleştirirken kemerimi çıkardım ve son kez ona baktım.
"Gidiyorum" derken direksiyonda ki elini kaldırıp yüzüme koydu ve sabah evden çıkmadan önce yenilediğim bandajın üzerinde gezdirdi parmaklarını, gözleri yaramdan ayrılıp da tekrar gözlerimi bulduğun da şok olmuş gibi ona bakıyordum.
"Yaralanma olur mu? " dediğinde ne diyeceğimi bilemedim. Sadece ona bakıyordum. Güzel yüzü tam karşımdayken ve bana böyle bir cümle kurarken ne diyebilirdim ki? Ne demeliydim?
Kendimi toparlamaya çalışırken onun benden uzaklaşan eline kısa bir bakış atıp gülümsemeye çalıştım ve derin bir nefes alırken yüzümü ondan biraz geriye çektim. Elimi kaldırıp bir asker selamı yaparken, "Emredersiniz Yüzbaşım "dedim gülümseyerek ve hemen ardından bir şey söylemesini beklemeden arabadan indim. Son gördüğüm şey ise dudaklarına yayılan gülümsemesiydi.
.....
O gece yağan yağmur, yer ve göğün yerini değiştirmişti.
O geceden sonra bir daha şafak sökmemeli, güneş doğmamalı, sabah olmamalıydı.
O gece şafak söktü, güneş doğdu, sabah oldu.
Olmamalıydı.
Asker olmak zordu. Bir de kadın asker olmak daha da zordu.
Bir asker kadından...
Ailesi onun en büyük yarası olurken bir evi olsun istedi. Küçüklüğünde sahip olamadığı yuva hissiyatını aradı hep. Büyüdü ve kendine bir yuva buldu genç kadın.
"Ailem benim yuvam olmazken ben de vatanımı yuvam yaptım. Anne kokusunu topraklarda solurken dağlarda yuvarlandım. Vatanım evimdi, Turan Tim'i ise ailem."
Turan Tim'i, bir aileydi. Kalabalık bir aile...
16.12.23