_esmatopaloglu
- Reads 3,208
- Votes 237
- Parts 10
Hikayemizin merkezinde yıllar önce başlayan ve bugüne kadar gizli kalmış bir hesaplaşma vardır. Ahu'nun babası Mehmet Cansel, dışarıdan saygın bir doktor ve güçlü bir iş insanı olarak bilinse de geçmişte karanlık güç dengelerinin içinde yer almış biridir.
Ahu, farkında olmadan hem babasının geçmişinin hem de kendi gençliğinde yaptığı hataların bedeliyle karşı karşıya kalır.
Artık yaşananlar kişisel tartışmalar değil, tehlikeli insanların dahil olduğu gerçek bir çatışmadır.
Kaan bu durumu aile meselesi olarak görür, onun için yaşananlar geçmişte yapılanların doğal sonucudur.
Doktor Efe Kırca Dağhan ise daha karmaşık bir yerde durur.
Nefret ettiğini söylese de amacı doktor Ahu Cansel'i öldürmek değildir.
Onun istediği şey, Ahu'nun yıllarca görmediği gerçeği yaşaması, güçlü sandığı hayatın nasıl kurulduğunu anlaması ve babasının dünyasının sonuçlarıyla yüzleşmesidir.
Efe Kırca için bu bir intikamdan çok, gecikmiş bir hesaplaşmadır.
Bu karmaşanın ortasında Asel, hikâyenin denge noktası olur. Ahu'ya bağlıdır ama Efe Kırca'nın yaşadıklarını da tamamen yok sayamaz.
Taraf tutmak yerine gerçeği anlamaya çalışan tek kişidir ve olaylara dışarıdan bakabilen nadir insanlardan biridir. Onun varlığı, hikâyedeki çatışmayı yalnızca iyi ve kötü arasındaki bir savaş olmaktan çıkarır.
Sonunda hikâye üç farklı çatışmanın birleştiği bir noktaya dönüşür,
geçmişte babaların işlediği suçlar,
gençlikte yapılan duygusal hatalar ve bugün patlak veren güç savaşı.
Ahu, ailesinin gölgesiyle yüzleşmek zorunda kalırken, Efe Kırca, nefret ile hâlâ tamamen koparamadığı duygular arasında sıkışır.
Hikâyenin asıl sorusu ise giderek netleşir.
İnsan, ailesinin günahlarından ne kadar sorumludur ve bazen en büyük savaş gerçekten karşıdakiyle mi, yoksa insanın kendi kalbiyle midir?