OKUDUĞUM ve Hâlâ OKUYOR OLDUĞUM KİTAPLAR😍
15 stories
UYUZ | yarı texting by Bilinmeyen_-
Bilinmeyen_-
  • WpView
    Reads 5,493
  • WpVote
    Votes 4,148
  • WpPart
    Parts 34
Mesajlar dolusu sevgi... Peki ya dokunamadığın bir aşk ne kadar gerçekti?
KOVALAMACA  by Booksxmee
Booksxmee
  • WpView
    Reads 6,756
  • WpVote
    Votes 4,834
  • WpPart
    Parts 37
"Göz yaşların bir fırtına gibi ve ben fırtınalardan hiç hoşlanmam.Gülümse ki gülümsemenden doğan şafağı görebileyim." Westveil kasabasında yaşayan Dawn'ın hayatı bir akşam aldığı ölümcül bir kovalamaca oyununa davet mesajıyla değişir ve bu oyunda hem kendi sırlarıyla hem de arkadaşlarının ondan sakladığı sırlarla yüzleşmek zorunda kalırken aynı zamanda hayatta kalma mücadelesi de verecektir.
Dünyada İlk Günüm by beyzazaydin
beyzazaydin
  • WpView
    Reads 953
  • WpVote
    Votes 93
  • WpPart
    Parts 3
Dünya, gezegenimde dizi olarak izlediğim bir ekrandan ibaretken, gayet eğlenceliydi. Su ve havadan çok kaostan oluşan bir gezegendi ve gezegenin sakinleri olan 'insanlar' ise, aptal varlıklar, kendi gezegenlerini zehirleyen, duygu denilen ve onları daha da aptal bir hale getiren hastalıktan muzdarip bir tür parazit gibilerdi ama şimdi... Ben de o parazitlerden biriyim. Ametist Gezegeni'nden yeterlilik testi için Dünya'ya gönderildim. Ametist Divanı'nın elime verdiği bitmeyen bir 'yapılacaklar' listesiyle kurmaca bir ailenin kızı olarak insan lisesinde, son sınıfım. Bu liseden mezun olurken listeyi tamamlayıp aptal parazitleri 'iyi bir insan' olduğum konusunda kandırabilirsem, evime dönüp sonsuza kadar kötü kalarak Karanlık tarafta yaşayabileceğim. İnsanları kandırmak kolay olabilirdi, İnsan olmak yetmezmiş gibi bir de 'iyi bir insan' olmaya dair zerre kadar bilgim olsaydı... Bu yüzden yardım almaya karar verdim. Kurbanımın... Pardon, yardımcımın adı, Doruk Arman. Kendisi sinir bozucu derecede iyi biri. İnsanların arasında gereğinden fazla popüler. Herkes onu seviyor. Muhtemelen yer çekimi bile onu seviyor çünkü o havalı saçları hiç bozulmuyor. İyi bir insan olamayacağıma çok emin ama yine de... Yardım ediyor. Neden yardım ettiğini anlamasam da -insanların ne kadar saçma olduklarının bir kanıtı daha- onu bir yıl boyunca sömüreceğim kesin!
İHTİLAL by binnurnigiz
binnurnigiz
  • WpView
    Reads 24,721,082
  • WpVote
    Votes 1,108,998
  • WpPart
    Parts 53
O gece yağan yağmur, yer ve göğün yerini değiştirmişti. O geceden sonra bir daha şafak sökmemeli, güneş doğmamalı, sabah olmamalıydı. O gece şafak söktü, güneş doğdu, sabah oldu. Olmamalıydı.
BİR NERGİS TUFANI | TEFECİ (KİTAP OLDU) by ceylinpetrikor
ceylinpetrikor
  • WpView
    Reads 3,210,101
  • WpVote
    Votes 168,281
  • WpPart
    Parts 45
"Tefeciden para alıp kaçarsam ne olur?" "Seni bulur." ⛓️ Gerilim, korku ve şiddet içerir. Yetişkinlere yöneliktir. Her hakkı saklı tutulmaktadır. Benzerlik ya da çalıntı durumunda saklı tutulan tüm haklar kullanılacaktır.
YERE YAKIN YILDIZLARA UZAK. |RAFLARDA| by matmazelhayalleri
matmazelhayalleri
  • WpView
    Reads 4,159,030
  • WpVote
    Votes 123,944
  • WpPart
    Parts 26
Bir metro istasyonu, 14 rehin. Sınırlı yemek, Sınırlı su. Tuzak ve ölümler. Hayatta kalmak için neler yapardınız? Peki onlar ne yaptı? Bu oyununun sadece bir kazananı olacak, Ve herkes bir bir ölecek. Benimle bu oyunu oynar mısınız?
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 17,904,218
  • WpVote
    Votes 709,622
  • WpPart
    Parts 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,949,124
  • WpVote
    Votes 196,102
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
OYUNCAK MÜZESİ (+18) by emregul_
emregul_
  • WpView
    Reads 1,723,486
  • WpVote
    Votes 59,582
  • WpPart
    Parts 39
İnsan ne dilediğine dikkat etmeli, zira kalbinden geçen iyi ya da kötü hiçbir dilek gerçekleşmeden peşini bırakmaz, derler. Ben, ölüm diledim. Bir ölümle başladı her şey. Bir başka ölüm onu izledi. Ve bir diğeri...
SOKAK NÖBETÇİLERİ by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 59,047,848
  • WpVote
    Votes 2,267,172
  • WpPart
    Parts 63
16 Mayıs 2021 güncellemesi: Bölüm yorumlarında fazlasıyla spoiler olabilir, eğer hoşlanmıyor ve keyif alarak okumak istiyorsanız yorumlara bakmayın. Bütün Sokak Nöbetçileri'nin gözleri benim üzerimdeydi, benim gözlerim ise onun turkuaz rengi gözlerinden ayrılmıyordu. Hepimiz yine bir amaç uğruna toplanmıştık. "Sokak çocuklarını her gördüğünüzde saçlarını okşayın," dediğimde gözlerim onun kumral saçlarına kaydı, alnına bir tutam saç düşmüştü ve her zamanki gibi dağınık, özensizdi. "Onları sevin, gülümseyin. Bir gün o çocukların büyüyeceğini ve karşınıza çıkacağını unutmayın." Hafifçe tebessüm ettiğimde canım hiç olmadığı kadar fazla yanıyordu. "Büyüdüm, büyüdün, büyüdük." Ona doğru bir adım attım ve başımı kaldırıp "Keşke hiç büyümeseydik," diye fısıldadım. "Keşke büyümeseydin. Keşke o sokaklara ait kalsaydık." Öfkeli değil, bıkkındı. Ruhsuz değil, tepkisizdi. Yalnız değil, kimsesizdi. "İçimi sokaklara çevirmenin bir yolu var mı?" diye sorduğunda sesinde ilk defa başkaldırı yoktu, vazgeçiş vardı. "Kendimi değil ama seni o sokaklarda yaşatıp gizlemek istiyorum."