cwoominex
" Suskunluk, bazen ruhun en gürültülü çığlığıdır; ama unutmayın ki geçmişin kan lekesini yeni bir formayla asla örtemezsiniz. Siz okul sıralarının arasına saklandığınızı sansanız da, sessiz kaldığınız her an gerçekler üzerinize daha gürültülü yıkılır ve o sırlar kulaklarınıza her zaman aynı şeyi fısıldar: Kaçış yok."
------------------------------------ SILENT HEART -----------------------------------------
Seul'ün pırıltılı ışıklarının ardında, Han Chaeryoung'un dünyası zifiri bir karanlığa gömülmüştü. Shinwa Lisesi'nde yaşadığı o kabus gibi aylar, ruhunda iyileşmesi imkansız yaralar bırakmıştı. Yeni bir okul olan Seul Lisesi'ne adım atarken tek bir amacı vardı: Görünmez olmak. Kimsenin dikkatini çekmeden, bir hayalet gibi mezun olup gitmek...
Ancak kaderin, 2-4 sınıfının kapısında onun için hazırladığı bambaşka bir planı vardı.
Chaeryoung, sınıfın en arka sırasında, dünyaya duvarlarını örmüş bir buz dağı gibi duran Lee Hyun-woo'nun yanına oturduğu an, hayatının en büyük kumarını oynadığını biliyordu. Hyun-woo'nun o keskin, insanı sorgulayan bakışları; Chaeryoung'un her saniye cebinde parmak uçlarıyla yokladığı o kanlı bilekliğin sırrını çözmeye yetecek kadar yakıcıydı.
Okulun iki dev grubu; demir yumruklu MMA tayfası ve kuralları yıkan Taekwondo ekibi arasında bir savaş başlarken, Chaeryoung bu kaosun tam merkezine çekiliyordu. Bir yanda sırılsıklam uyanışlarıyla sınıfa enerji (ve su damlaları) saçan ama aslında en derin sadakati barındıran dostlar, diğer yanda her adımı gizemle örülü bir sessizlik...
Chaeryoung için artık kaçış yoktu.
Cebindeki o kanlı metal parçası; bir cinayetin kanıtı mıydı yoksa bir kurtuluşun anahtarı mı?
Lee Hyun-woo, onun sessizliğini paylaştığı bir sığınak mı olacaktı yoksa onu uçurumdan aşağı iten son el mi?
Ve asıl soru: