kasketci
İnsan kendi evinde, en güvende hissettiği odasında neyden korkabilir ki?
Her şey sıradan bir gece yarısı, o eski aynanın önünde başladı. Gözlerimi kırptım. Aynadaki yansımamın hemen arkasında, odanın karanlığında duran o şeyi gördüm. Ne tam bir insan ne de tamamen bir gölge... Sisli, yarı şeffaf bir karaltı. Bir tayf.
Arkamı döndüm. Kimse yoktu.
Ama asıl dehşet, onun odamda değil, yavaş yavaş zihnimin derinliklerinde olduğunu anladığım an başladı. Bazen sadece bir saniyeliğine gözlerim kararıyor, kendime geldiğimde nerede olduğumu hatırlayamıyordum. Ben gitgide kendi bedenimde sessiz bir izleyiciye dönüşürken, o karanlık ruh ipleri eline alıyordu.
Beni tüketmek mi istiyordu, yoksa geçmişinin intikamını almak için beni bir kukla gibi kullanmak mı?
Daha da önemlisi; her nefesinde onun öfkesini ve acısını hisseden kalbim, bu tekersiz esarete ne kadar karşı koyabilecekti?