Mingsar24
Limana doğru sürerken ellerim titriyordu. Gece yarısını çoktan geçmişti. Liman soğuk ve kimsesizdi.
Koriz'i gördüm. Uzun boylu, dimdik. Elleri cebinde, başı hafif yana eğik. Rüzgâr saçlarımda dolaşıyordu.
"Geldin demek?"
Peşinden geminin içine girdim. Bir masa, iki kadeh ve bir şişe viski.
"Yıllardır ailelerimiz birbirini boğazlıyor Simtem. Sana bir şey sormam gerek."
Sandalyeye yaslandım. "Bu iki ailenin birleşmesini hiç düşündün mü?"
"Hayır, çünkü imkânsız."
Kadehini eline aldı. Gözlerimin içine baktı.
"Öyleyse sana bir teklifim var Algazer."
"Seninle evlenmek istiyorum."
Gözlerim kocaman açıldı. Ne demek? Düşmanımın oğlu bana evlenme teklifi mi ediyordu?
"Kansoy, sen delirdin mi?"
Koriz ayağa kalktı. Artık aramızda sadece bir nefeslik mesafe vardı.
"Delirmedim. Aksine, ilk kez bu kadar akıllıca düşünüyorum. İki aile birleşirse, ne amcan kalır ne Boran ne de Rıza. Hepsi tarih olur Simtem."
Kafamı kaldırıp ona baktım. Gözlerimin içine bakıyordu. O mavilikte bir şeyler arıyordu. Belki tereddüt, belki kabul, belki de red.
"Bu evlilikte aşkın yeri yok ama kim bilir belki..." dedi ve sustu.
Uzun süre göz göze kaldık. Kalp atışlarım kulaklarımda yankılanıyordu. O an dünya durmuştu.
Sonra ayağa kalktım. "Kararımı sana bildireceğim."
Kapıya yürürken arkamdan seslendi: "Bekleyeceğim. Ama unutma, bazı limanlar gemileri değil, kaderleri ağırlar."