Cein'den
4 stories
Tuvalin Arkası by ceinofficial
ceinofficial
  • WpView
    Reads 73
  • WpVote
    Votes 20
  • WpPart
    Parts 20
Sanat galerisi, sohbetlerin uğultusu ve kadehlerin tok sesleriyle doluydu. Yaklaşan ayak sesleri bana tanıdık bir koku taşıdı: vanilya ve sandal ağacının sıcak karışımı, hafif tütün notalarıyla Kaan'a özgü bir koku. Gözlerimi özlemle birkaç saniyeliğine kapattım, anılar zihnimde film şeridi gibi akarken, kalbim hafifçe hızlandı. Gözlerimi açtığımda, Kaan önümde duruyordu. Galerinin kalabalığı, bir an için tamamen silinmişti. Sanki zaman sadece ikimizin etrafında dönüyordu. "Biliyor musun," dedi Kaan, sesi fısıldar gibi ama her kelimesi ağır ve anlamlı, "Bu vazo... Kırık parçalarını bir araya getirdiğin o şaheser, senin ellerinden çıktı. Her çatlağı onardın ve ortaya gözle görülür bir masal çıkardın. Bizim masalımız gibi." Sesinin derinliği, gözlerindeki kararlılık beni içine çekti. "Biliyorum, kalbini ve güvenini kırdım. Ama ben hâlâ bize karşı büyük bir umut besliyorum. Bu vazoyu onardığın gibi, biz de kırılan her parçayı birlikte onarabiliriz. Gökçe... Senin için her şeyi yaparım. Bu zamana kadar da sadece seni korumaya çalıştım." Kalbim hızla atarken, nefesimi topladım ve karşılık verdim. "Boşanmamızı ailem için ertelediğimi biliyorsun. Her şey benim için fazlasıyla zor lütfen daha fazla zorlaştırma Kaan." deyip derin bir nefes aldım. Kaan tedirgin bir şekilde ellerime doğru uzandı. "Bekleyeceğim. Ne kadar sürerse sürsün, her kırık parçamızı birlikte onaracağız. Ve sana ait kalacağım, Gökçe... Senden asla vazgeçmeyeceğim." Acının tebessümü dudaklarıma yansırken, bakışlarımı birleşen ellerimizden onun gözlerine doğru çevirdim. "Çaban nafile. Artık her şey için çok geç. Sen... Beni kaybettin Kaan. Eskiden sana hissettiğim huzur, güven, umut... Kalbimde bir parçası bile kalmadı. Seni dünyadaki tüm duyguların en güçlüsüyle seven bir kadını kaybettin."
Bir Sonraki Gün by ceinofficial
ceinofficial
  • WpView
    Reads 158
  • WpVote
    Votes 35
  • WpPart
    Parts 35
Her gün başka bir hayata uyanıyorum. Gerçeklik algımı kaybetmek üzereyim. Zihnimde gerçek benliğimle ilgili pek bir şey yok. Yaşadıklarım gerçek mi rüya mı bilemiyorum; bir gün milattan önce eski Mısır'da piramitlerin yapımını görüp Cleopatra ile tanışırken, bir sonraki gün Yunan Uygarlığında Platon'un hayatına şahit oluyorum. Rönesans Dönemi İtalya'sında Leonardo da Vinci'nin hizmetçisi olup eserlerine yakından bakıyor, uçağın icadına şahit oluyorum, Fransız Devrimini ve Marie Antoniette'yi görüyorum, Afganistan'da özgürlüğün kelepçelenmesini görüyorum. Osmanlı Dönemi'nin en parlak dönemine şahit olup; Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Mahidevran Sultanla tanışıyorum. Yıllar sonra Osmanlı'nın yıkılışına ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna şahit oluyorum. Yeni kurulan Türkiye'deki reformları büyük bir heyecanla takip ederken, Atatürk'le yaşıyorum. Bir sonraki gün neler olacağını bilmeden uyuyorum. Başka bir hayata uyanıyorum. Zorla evlendirilebilirim, aldatılabilirim, bir gün çok zorluk yaşarken sonraki gün daha rahat bir hayat yaşayabilirim. Okumama veya giyimime karışılabilir, çevremdekilerden baskı görebilirim. Her duyguyu yaşayarak deneyimleyecek ve kendim için en uygun hayatı seçeceğim. Her şeyden önce kök yaşamımı ve kim olduğumu hatırlamam gerekiyor.
Geçmişi Değiştir by ceinofficial
ceinofficial
  • WpView
    Reads 100
  • WpVote
    Votes 25
  • WpPart
    Parts 25
Geçmişi Değiştir İrkilerek uyandım. Başucumda bana şaşkın gözlerle bakan kişiyi görünce korktum. Çünkü karşımda annemin on sekiz yaşlarındaki hali vardı. Bu yüze, albümdeki siyah beyaz fotoğraflardan alışkındım. "Abla iyi misin?" dediğinde koluma çimdik attım. Hâlâ uyanamamıştım anlaşılan. Peki, en son ne yapmıştım? Hiçbir şey hatırlamıyordum. Ne rüya ne gerçek bilmiyordum. Odada ayna aradım. Aynaya baktığımda yüzümde bir değişiklik yoktu. Daha da önemlisi benim teyzem yoktu. Duvarda asılı takvim dikkatimi çekti. İyice yaklaşıp tarihe baktım. Tarih 8 Nisan 1978'i gösteriyordu. Yaşadığım karmaşaya inanamayarak yatağa oturdum. "Sanırım iyi değilim." dedim. Annem bana niye abla diyordu? Geçmişe gitmek mümkün müydü ve mümkünse bunu nasıl başarmıştım? Kendi hayatımda tiyatro oyuncusuydum. Gülen Gözler oyununa gidiyordum. Üstümdeki kıyafetlerin aynı kostüm olduğunu fark ettim. Daha dün içinde olduğum yıldan hissettiğim diğer şey, babamın annemi üzdüğü anlar oldu.. Uyumadan önce her zaman, eğer ben olmasaydım belki çoktan boşanmışlardı diye düşünüyordum. Geçmişe dönmenin şaşkınlığını üzerimden attıktan sonra, geçmişe niye geldim bilmiyorum ama yok olma pahasına annemle babamın evlenmesini engelleyeceğim diye düşündüm. Eğer bu dönemde yeterince kalabilirsem anneme, daha iyi bir hayat yaşaması için yardımcı olabilirim. 'Bir daha kendi dönemime dönebilecek miyim? Buraya bir amaç uğruna mı geldim? Nasıl geri dönebilirim?' gibi sorular aklıma doldu. Bilmediğim çok şey vardı. Yetmişli yılların sonuna hapsoldum. Bu dönemin insanı olmadığım için diğerlerinin dikkatini çekmem yüksek bir olasılıktı. İyi bir tiyatro oyuncusu olduğuma inandığım için kendime güveniyorum. Tiyatro ile ilgilenmenin bir diğer güzel tarafı bu. İyi rol yapabilmek ve duygularını kontrol edebilmek. GÖREV: GE
Ayazın Gölgesi by ceinofficial
ceinofficial
  • WpView
    Reads 135
  • WpVote
    Votes 26
  • WpPart
    Parts 26
AYAZIN GÖLGESİ Hayatın acı tatlı ders verdiği milyonlarca insandan biriyim. Ben, Seray Anja Vertrauen. Her şeyi öğrendim desek de hayat bizi sınamaya devam eder. Kapıyı açtığımda somut hayal kırıklığımı gördüm: Kıvanç Aydemir. İnsanlar yanıldığını kolay kolay kabul etmez. Yıllarca sadece onun yalanlarının gölgesinde yaşadım. Yanıldığımı kabul ediyorum. Eğer şimdi her şeyi geride bırakıp yeni bir hayata başlamıyorsam, sebebi bu yalanın mağdur ettiği binlerce insan. Günlerdir kendimi o insanların yerine koyuyorum. Gerçek er ya da geç ortaya çıkar. İçimde yanan ateşi, gerçeklerden cesaret alarak yalanların gölgesine düşüreceğim. Ben kapıyı açar açmaz Kıvanç dizlerinin üzerine çöktü. Büyük bir özlemle bacaklarıma sarıldı. Ateşe sarıldığının farkındaydı. Ona dönmemek için bütün yolları yaktım. "Yalan söylemek de aldatmaktır. Evliliğimizdeki güneşli günler artık geride kaldı. İlişkimize ayazın gölgesi düştü."