Sibira
On dört kıtaya, on bir imparatorluğa ve sayısız krallığa hükmeden bir dünyada, güzellik çoğu zaman bir lütuf değil, bir lanettir.
Felix, Foras İmparatorluğu'nun tek veliahtıdır. Altın sarısı saçları, duygularına göre renk değiştiren büyüleyici gözleri ve tüm dünyayı diz çöktürebilecek zekâsıyla yalnızca bir prens değil; çağının kaderini değiştirecek bir hükümdar olmaya yazgılıdır.
Fakat taç, altından yapılmış olsa da dikenlerle çevrilidir. Babasını amcası Dük Vaelros, yıllardır Felix'in düşüşünü planlamaktadır. Saray entrikaları, suikast girişimleri, zorunlu siyasi evlilikler ve yaklaşan iç savaş, Felix'i çocukluğundan beri hazırlandığı kaderle yüz yüze bırakır.
Felix, hayatta kalmak ve tahtını korumak için yedi güçlü alfayı çevresinde toplar:
Sadık baş muhafızı,
Başka bir krallığın üçüncü prensi,
Bilgi loncasının efendisi,
Kuzey ordularının komutanı,
Ölüm kadar sessiz bir suikastçı,
Kutsal imparatorluğun bir tebası,
Ve genç bir marki.
Her biri ona güç verir. Her biri kalbinden bir parça alır. Her biri uğruna dünyayı yakmaya hazırdır.
Felix önce veliaht prens olarak hayatta kalmak, sonra imparator olarak hükmetmek zorundadır.
Çünkü bazen bir tahtı kazanmak en kolay kısımdır.
Asıl mesele, onu elinde tutabilmektir...