Ahubooks
- Reads 3,219
- Votes 58
- Parts 17
Baş savcı ve yeraltı lideri: "Benim olan o tene başkasının dokunmasına izin vermenin bedelini ne sanıyorsun sen, Sayın Savcı?"
Ahu, adliye koridorlarında adaletin keskin cübbesiyle fırtınalar estiren korkusuz bir Cumhuriyet başsavcısıyken, yeraltı dünyasını kökten çökertmek için hayatının en tehlikeli hamlesini yapmıştı. Aylardır peşinde olduğu o karanlık şebekenin izini sürmek için, yılda sadece bir kez düzenlenen maskeli "Karanlık Konsey" balosuna gizli görevle sızdı. Amacı baronları suçüstü yakalamaktı. Ama hesaba katmadığı, bu karanlık şehrin tek hakimi olan adamdı: Araf Karahan.
Araf; acımasız, mülkiyetçi ve Ahu'yu o baloda başka bir baronla dans ederken, adamın eli Ahu'nun çıplak sırtında gezinirken gördüğü an zihnindeki tüm ipleri koparan bir adamdı. Araf için artık ne kanun vardı ne de devlet; sadece deli bir kıskançlık krizinin getirdiği o "Benim olan ten" öfkesi vardı.
Karahan Malikânesi'nin kapıları arkalarından üç kez kilitlendiğinde, Ahu o devasa adamın altında başsavcı kimliğini çoktan yitirmişti. Sırf ona kafa tutmak için kurduğu "Giderdim, otele de geçerdim!" cümlesinin bedeli, ipek elbisesinin vahşice yırtılması ve tenine vurulacak o acımasız mühür olacaktı.
"İstediğin kadar kanunlardan bahset Ahu... Bu gece bu kilitli odada tek bir kanun var, o da benim! Şimdi çığlık at, yalvar! Çünkü bu gece seni benden başka hiç kimse