En sevdikleriim💚
4 stories
KASIMPATI/TEXTİNG by ZEYDERLERBEA
ZEYDERLERBEA
  • WpView
    Reads 473,447
  • WpVote
    Votes 32,584
  • WpPart
    Parts 48
(Yaş farkı bulunacaktır, yazım yanlışları olabilir. ) Siz: Beyefendi iyi misiniz? Siz: Ne diye kapıma çiçek yollayıp duruyorsunuz? Bu on oldu! On! Ve hepsini çöpe attım hayır bari yolluyorsunuz ne diye kasımpatı? Papatya yollayın...
17 EYLÜL by esmatonguc
esmatonguc
  • WpView
    Reads 710,386
  • WpVote
    Votes 44,497
  • WpPart
    Parts 56
Hukuk - Polisiye
Kuzey Limanı (+18) by lyrdaas
lyrdaas
  • WpView
    Reads 24,540
  • WpVote
    Votes 733
  • WpPart
    Parts 40
Soğuk bakışlı bir adam... Fırtınaların ortasında savrulan genç bir kadın... Ve kaderin onları aynı kıyıya sürüklemesi. Liman, hukuk fakültesinde okuyan sıradan bir öğrenciydi. Ta ki babasının karanlık bir mafya babasına borçlandığını öğrenene kadar. Borcun bedeli, imzalanmış bir senet değil; kızının hayatıydı. Tam da o anda karşısına çıktı Kuzey Arvas. Küllü gözleri, buz gibi duruşu ve kimseye yaklaşmayan tavrıyla soğuk bir CEO. Ama Kuzey sadece iş dünyasının güçlü bir ismi değildi; karanlık sırları, geçmişin gölgeleri ve tehlikeli bağları vardı. Bir yanda onu borcun karşılığı olarak isteyen mafya... Bir yanda istemeden de olsa Liman'ı koruyan, ama aynı zamanda en çok korkması gereken adam Kuzey. Okyanusun ortasında bir fırtına gibi, iki yabancının yolu aynı limanda kesişti. Ama her liman güvenli değildir... Bazen en tehlikeli yer, kalbin sığındığı yerdir. ~Kesit~ ​"Ben genç biriyim!" dedim, sesimi yükselterek. Omuzlarımı dikleştirdim. "Nefislerimi susturmam gerekir belki, ha?" ​Kuzey'in mavi-grisi gözleri, adeta bir kış fırtınası gibiydi. Bana doğru bir adım daha attı. Bedeninin sertliği, öfkesiyle karışık arzusuyla birleşmişti. ​"İnatla..." dedi, kelimeyi uzatarak. "Ne nefisi? Ve nasıl susacakmış?" Dudaklarımı yaladım. ​"Biri beni boşaltınca..." dedim, sesimi alçaltarak ama her kelimeyi vurgulayarak. Gözlerimi onun öfkeli gözlerinden ayırmadım. ​Kuzey'in nefesi kesildi. Yüzündeki bütün kan çekilmiş gibiydi. O an, bir saniyeliğine bile olsa, beni susturmak için kullanacağı tek şeyin öpücük olmadığını anladım. ​"Öyle mi?" diye sordu, sesi kısıktı. Bu bir soru değildi, bir tehditti. ​"Evet," dedim, başımı yukarı kaldırıp son kozumu oynadım. ​"Tamam o zaman," dedi, sesi artık ne öfkeli ne de sorgulayıcıydı; sadece kararlı ve buz gibiydi. ​Beni koltuktan kaldırdı.