S_-hin
- Reads 198
- Votes 33
- Parts 13
"Bu okulda herkes bir şeyler gizler. Ama senin sırrın... diğerlerinden çok daha taze kokuyor."
Vampir aristokrasisinin ve safkan soyluların hüküm sürdüğü, taş duvarları buzdan daha soğuk bir akademi. Bu tekinsiz kalabalığın içinde, hayatta kalmanın tek bir kuralı vardı: Dikkat çekme, arkana bakma ve asla nefes alma.
Felix, her hücresiyle ölü taklidi yapan, insanlığını mükemmel bir maskenin ardına gizlemiş bir yabancıydı. Attığı her adımı hesaplıyor, vampirlerin keskin kulaklarından kaçmak için kalp atışlarını ve nabzını bir sır gibi saklıyordu. Ta ki o güne, akademinin en tehlikeli, en sarsılmaz safkanı Hwang ile basketbol sahasında çarpışana kadar.
O uğursuz temasla birlikte ince buz tabakası çatladı. Felix'in göğüs kafesinde sakladığı o vahşi, sıcak ritim, Hwang'ın asırlık duyularına yakalanmıştı bir kere. Kaçmak için söylenen yalanlar, kalkan gibi ortaya atılan isimler ve bahçenin gölgelerine sığınma çabaları... Hiçbiri bir avcının pençelerini ağır ağır geçirmesine engel olamayacaktı.
Hwang için bu sıradan bir merak değildi; bu, tüm o ölü okulun içinde gizlenen tek gerçek yaşamın, o yasak sıcaklığın peşine düşmekti. Maskeler düşerken, iki zıt dünya bahçenin karanlığında karşı karşıya geliyor.
Bir insan, avcıların gözü önünde nabzını ne kadar süre saklayabilir? Ve bir safkan, damarlarını kışkırtan bu taze kokuya ne kadar süre karşı koyabilir?
"Okul çıkışı beni bekle."
Çünkü bu okulda ne kadar hızlı koşarsan koş, bir safkanın duyularından asla kaçamazsın.